• Şerefleri maaşları kadar..

    Lan oğlum bize savaş mı ilan ettiniz? Zekânız yerinde mi? Zeka puanlarınız evin yolunu bulmaya müsait mi? Maaşı BŞB’den alacaksınız, tek gün işe gitmeyeceksiniz, sigorta derdiniz olmayacak, önüne gelene hakaret-tehdit boyutunda saldırıp ayrıca yol bulmaya kalkacaksınız, bizi de bu pis düzeninizde aparat gibi kullanmaya kalkacaksınız… Kimsiniz ulan siz kimsiniz…

    16:53:41 | 2022-07-07

    Son dönemin gündemi belirleyen en önemli ismi kimdir?

    Tartışmasız Sedat Peker…

    Onun en sevdiğim sözü ne biliyor musunuz?

    “Şerefleri maaşları kadar olan gazeteciler…”

    Adam sanki medya analizcisi…

    Şıp diye tanımlanmış ulusal ve yerel medyanın büyük kısmını…

    İşte bu modellerden biri dün size tanıttığım, medyadaki adıyla, “Poşetçi Arif” idi…

    Hami belediyelere bilmem kaç kat fiyata poşetinden dandik malzemelere kadar satan şahıs…

    Yap-sat yapıyoruz diye arkadaşıyla beraber milletin arsasını borç aldıkları kişilere ipotek eden, daire satıyoruz diye peşinatları alıp, büroyu kapatan şahıs…

    Sağda solda, Aydın BŞB Başkanı Özlem Çerçioğlu’na ne kadar yakın olduğunu, Didim Belediye Başkanı’nı Atabay’ın başdanışmanı olduğunu iddia edip, gelen giden iş insanlarından onun adıyla reklam alma hevesinde olan şahıs… “Kemal Kılıçdaroğlu’nu bile Aydın’a ben getirdim. CHP’nin organizasyonlarını ben düzenledim. Atabay’ı yeniden ben aday yapacağım” diye sağda solda konuşan şahıs.

    Gazetecilik kisvesi adı altında daha çok marifetleri var da, say say bitmez…

    Aydın medyasının Poşetçi Arif’i öylesine kendisine öyle payeler biçmiş ki, Aydın Tekstil açılışında protokole girmeye kalkmış, zorla çıkartmışlar. Anlayın kendine biçtiği vezir-i azamlık payesinde ne kadar ısrarcı.

    İşte dün Yalçın Yıldırım sanki hapse giriyormuş gibi “sözde gazeteciye ceza” diye naralar atan bu şahsı az biraz ifşa ettikten sonra, gelelim onun diğer iki ekürisine.

    Birisi Aydın BŞB Gazeteciler Derneği Başkanı Cem Ulucan, diğeri de Durmuş Tuna, nam-ı diğer “Tapduk Durmuş…”

    Gece aynı haberi sadece bir birleriyle paylaşmamışlar, bir de diğer basın organlarına yaymaya kalkmışlar.

    Tabi belli bir aklıevvel hariç, kimse bunları adam yerine alıp kullanmamış…

    Şimdi başlayalım mı bu şürekanın bazı marifetlerine…

    YILIN ÖKÜZÜ

    Cem Ulucan denen şahsın yazılarını okuduğunuzda, doktor olmanıza gerek yok, hemen megalomany hastası der, 6 ay hastaneye yatış istersiniz.

    Aydın BŞB şirketinde maaşlı taşeron elemandır. Köşesinin adı bile Klozet… Yani hem kişiliğini hem meslek ahlakını kendi özetlemiş.

    Geçmiş dönemde kendisi için, “Yılın Öküzü” yazmıştı. Ben de kendisini tebrik etmiş, bir insan bu kadar öz eleştiri sahibi olabilir diye, “Yılın Öküzü” ödülünün en büyük adayı olduğunu belirtmiştim.

    Kendisine, “Yılın Öküzü” namını veren şahs-ı şahaneleri Cem Ulucan, aynı zamanda aynı zamanda yazılarında yine kendisini , “Zengin-Aristokrat-Yakışıklı” biri olarak tanımlar…

    Bi karar ver birader… Kendi ifadelerinle “Yılın Öküzü” müsün, aristokrat mısın, zengin misin, yakışıklı mısın?

    Nesin biliyor musun… Aydın BŞB şirketlerinde taşeron işçi kadrosuyla oturduk yerde maaş alan, bulunduğun derneğin gelirleriyle gazetecilik masraflarını karşılayan, gazeteciliği kamu yararı için değil sadece kendi çıkarların için kullanan bir zavallısın…

    Şu düşkünlüklerine bakın. Şahıs hesapta bir kısım gazetecilerin dernek başkanı, bir gazeteci yazısından dolayı ceza alıyor diye bayram ediyor…

    Bu arada yarım kalmasın kepazelikleriniz…

    Ekürin Arif Kunur ile niye ayrıldınız?

    Didim’den ulaşan iddiaları daha önce kaleme almıştım, yanlış diyen olmadı. Olay aktarılanlara göre şöyle gelişir. Kendisini Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’ın Başdanışmanı ilan eden Arif Kunur, hesapta medya atağı başlatır.

    Yine Didim’den ulaşan iddialara göre, Başkan yardımcıları Atabay’ın adını kullanarak, 4 milyon lira civarında bir bütçe oluşturulur. Bu paranın büyük kısmı iş insanlarından toplanıp, gayri resmi bir havuz oluşturulur. Ardından 500 bin lirasını Arif Kunur alır, 100 bin lirası Cem Ulucan’a verilir, 100 bin lira diğer medyaya kırık kırık dağıtılır. Kalan paranın hesabını da Atabay, başkan yardımcılarına sorsun.

    Velhasıl kelam medyadaki lakabıyla Poşetçi Arif ile kendisine Yılın Öküzü payesini uygun gören Cem Ulucan, parada anlaşamazlar. Cem Ulucan daha fazla ister. Arif Kunur bütün işi kendisinin yaptığını belirtir, başka zırnık koklatmaz. Sonrasında eküri olan Cem Ulucan ile Arif Kunur, bir anda rakip oldular. Hatta Arif Kunur, dernek seçimlerinde Cem Ulucan’ın karşısında rakip çıktı, 15 oy aldı. Kendi listesi bile oy vermemiş. Cem Ulucan için ise, bazı belediyelerin de desteği ve gazetecilikle ilgisi olmayan çok sayıda üyeyi kayıt yapıp onların oylarıyla, zar zor seçimi aldı. Şimdiyse dernekten istifa eden edene…

    Cem Ulucan!...

    Madem zenginsin, yakışıklısın, aristokratsın, Yılın Öküzü’sün, o halde neden Aydın BŞB şirketinde maaşlı taşeron elemansın? Senin maaşını bile biz veriyoruz, sen kime dil uzatıyorsun kendini bilmez…

    Derdi başka… Arif Kunur ve diğerleriyle beraber bize saldıracaklar, gidip Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’dan bayram harçlıklarını çıkaracaklar. Adamın haberi oldu, başta Arif Kunur kapıdan sokmayın bunları dedi…

    Alın bu da size bayram harçlığı…

    TAPDUK DURMUŞ

    Şimdi Arif Kunur ve Cem Ulucan paket servislerinin ardından, Durmuş Tuna, medyadaki yeni adıyla, “Tapduk Durmuş” un hikayesine gelelim.

    O da Aydın BŞB şirketlerinde maaşlı eleman.

    Geçmişte belediyelere bilmem kaç katı verdiği malzemeler, tıpkı Poşetçi Arif gibi dillere destan olmuş, soruşturmalarda yer almış, haberlerde yayınlanmıştır.

    İkili oynamayı çok seven Tapduk Durmuş’un bir haltını anlatayım da, biraz gülün…

    Daha önce Erkan Karaarslan’ın peşinden ayrılmazken, bir ara adam aleyhine yazılar yazmaya kalkıştı. Erkan Karaarslan’ın aynı zamanda köşe yazdığı İzmir medya kurumunda, buna küçük bir karşılık verildi.

    Durmuş Tuna’nın Erkan Karaarslan’ı sürekli aradığı ve itirafçı olması, karşılığında her türlü kolaylığın sağlanacağı yönünde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir ile aracılık yapmaya çalıştığını yapıştırdılar.

    Hatta Erkan Karaarslan ile Erkan Kandemir arasında telefon yoluyla mekik dokuduğunun ortaya çıkması için, HTS kayıtlarını talep ettiler.

    Bir anda 3 bin volt akıma kapılmış gibi çarpılan Durmuş Tuna, sosyal medya hesabından öyle şeyler yazdı ki, akıllara zarar… Bir ibaresi aynen şöyle; “Allah gibi taptığım Özlem Çerçioğlu…”

    Şaka değil, aynen bunu kullandı kendini bilmez…

    Lan hem Aydın BŞB’nin maaşlı taşeron çalışanısın, hem Erkan Karaarslan’ı  AK Partililer adına arayıp itirafçılık teklif ediyorsun… Nasıl bir modelsin sen…

    Bakın Twitter aleminde bile nasıl ünlü olmuş arkadaş…

    https://twitter.com/mertarmagan53/status/1511075270777790475

    Alın bu da haberi…

    https://www.gundemotuzbes.com/ozlem-cercioglu-na-allah-gibi-tapiyormus/92308/

    Gördünüz dimi… Adamlar ne fonlandığını bırakmış ne meczupluğunu…

    Bu olaydan sonra adı kamuoyunda, “Tapduk Durmuş” kaldı zaten…

    Daha biter mi, “Tapduk Durmuş”un marifetleri…

    Naha şu da, You Tube ye düşen haltları. Yanlış anlamayın kendileri kaydetmiş kendi marifetlerini.

    Bakın ne diyor, ne talimat veriyor “Tapduk Durmuş…” 

    Bu Metin Can ile Yalçın Yıldırım orda mı? Bir bak” diye talimat verip, bizi izlettiriyor…

    Ha bu arada bu şahısların ağır abisi Fatih Akkentli de, bu olaylardan sonra Haşmet Aysan’a hakaretten ceza aldı. Kumpasdan davası sürüyormuş galiba. Tapduk Durmuş - Poşetçi Arif - kendisine bir Yılın Öküzü bir Aristokrat diyen Cem Ulucan, Ses Gazetesi gibi o da üç kuruş Didim’den reklam alırım diye bizlere saldırmaya yeltenen ciddiyetsiz kese kağıdı, bu haberi verebildiler mi… Yok… Zaten verselerdi, “Fikir özgürlüğüne saldırı. Fatih Akkentli fikir suçlusudur, faşist AK Parti onu susturmaya çalışıyor” derlerdi.

    Lan oğlum aklınızı mı yitirdiniz? Bize savaş mı ilan ettiniz? Zekânız yerinde mi? Zeka puanlarınız evin yolunu bulmaya müsait mi?

    Maaşı BŞB den alacaksınız, tek gün işe gitmeyeceksiniz, sigorta derdiniz olmayacak, önüne gelene hakaret-tehdit boyutunda saldırıp ayrıca yol bulmaya kalkacaksınız, bizi de bu pis düzeninizde aparat gibi kullanmaya kalkacaksınız…

    Kimsiniz ulan siz kimsiniz… Zerre adamsanız, zerre yüreğiniz varsa her namuslu gazeteci gibi istifa edin Belediye şirketlerinden, inin sahaya millet kim adam kim madam görsün…

    Bizlere sözde gazeteciler diye saldıran bu çalı kakıcı tayfasının kırdığı cevizler bununla mı sınırlı sanıyorsunuz…

    Durmuş Tuna akşam bize yazıp Didim Belediyesi’nden bayram harçlığı peşinde, sabah da kime vuruyor biliyor musunuz? Beton santrellerine…

    Hatta “Vali Bey niye müdahale etmiyor” diyor.

    O olayın özü de şu Aziz Türk Milleti, Kadim Türk Devleti…

    Didim’deki beton santrallerinden bazıları, devletin de göz yummasıyla mera alanlarını kullanıyorlar.  Çünkü beton santrallerinin en geç yarım saat içerisinde betonu donmadan teslimi gerekiyormuş. O yüzden devlet yetkilileri inşaat sektörü darbe almasın diye belli konularda müsamaha gösteriyormuş.

    Biz de yaptık aynı haberi. Bize de ulaştılar. “Avukatlarınız aracılığı ile açıklama gönderin yayınlayalım. Eksiğimiz varsa tamamlar, yanlışımız varsa düzeltiriz. Vereceğimiz cevabımız olursa da veririz” dedik.

    Bir tekiyle oturup, “Biz bu haberi vermeyiz ama şu kadar reklam isteriz” demeyi bırakın, çay bile içmişliğimiz yoktur.

    Bazıları bana ulaştı. Aynen bana dedikleri ne biliyor musunuz;

    “Şu şu şu kişiler bizlere gelip, haberleri kesme karşılığı toplam 300 bin lira istediler. Hem de peşin…” dediler.

    “Niye şikayet etmediniz?’ diye sordum…

    Abi bazıları BŞB şirketlerinde çalışıyor. Kime nasıl şikâyet edeceğiz” dediler…

    Kast ettiklerinin kimler olduğunu anladınız dimi… Tapduk Durmuş’un, durup durup arefe günü beton santrallerini yazmasını, Aydın Valisini göreve davet etmesini varın siz yorumlayın… Aman …haaa Sayın Vali… Bunların derdi başka… Kanun neyse araştırıp onu yapın, bunlar yazdı çizdi diye bunların art niyetli emellerine alet olmayın… Çünkü işlem basit. Tapduk Durmuş sosyal medyadan beton santrallerine yazacak, Aydın Valisini göreve davet edecek, Vali Bey santralleri arayıp bu nedir diye soracak, onlar da koşa koşa Tapduk Durmuş ve ekürilerine gidip, reklam adı altında bayram kesimini takdim edecekler…

    İşin kötüsü, Aydın BŞB ve Didim Belediyesi ile yaptığım görüşmelerde, bunların bu işi adet edindiği, çok şeyden haberleri olmadığı halde faturanın kendilerine çıktığını, sıkıntının had safhada olduğunu belirttiler.

    Darılmaca gücenmece yok… Madem bu kapı kulları bizlere savaş ilan etti, bu kendini bilmezlere, bu belediyelerden maaşlı meczuplara hadlerini bildirmezseniz, gereğini yapmak da bizlere düşer…

    Gördünüz dimi bizlere sözde gazeteci diye saldıranların yedikleri naneleri… Bunlar yüzde biri bile değil… Onu bunu bilmem… Belediyeden maaş alıp, bizim de vergilerimizle lüks yaşam sürüp bizlere saldırmaya kalkacak olanların, alınlarını karışlarım…

    Belediyeden sefa sürecekler, belediye başkanlarının adamıyız süsüyle gezip millete reklam adı altında çökmeye kalkışacaklar, ne yapıyorsunuz diyeni linç edecekler, sonra bu müptezel taifesine sessiz kalacağız öyle mi…

    Uyarayım, bu yola çıktıysak her şeyi planlamış ve göze almışız demektir. Emin olsun bu tayfayla iş tutan kim varsa Aydın siyaset ve medya arenasını yangın yerine çeviririm, yanmadık tek santimetre kare yer kalmaz…

    Zerre şerefleri, haysiyetleri varsa kessinler ilişiklerini belediyelerle, insinler bakalım er meydanına.

    Yok öyle kamu kurumlarından evdeki madam gibi beslenip, millete adamız diye hava atmak…

    Var mı sizde o yürek…

    Aziz Türk Milleti…

    Gördünüz dimi, sözde gazeteci diye saldıran çapulcu sürüsünün kimler olduğunu…

    Benim gibi dört yıllık gazetecilik okulu mezununa, Yalçın Yıldırım gibi Aydın’da ulusal ve yerel pek çok kurumun kuruculuğu ve temsilciliğini yapmış, Aydın’da ilk TV yi kurmuş 50 yıllık gazeteci Yalçın Yıldırım’a sözde gazeteci diyen, medya alanında hiçbir eğitim almamış, insanlıktan bi haber bu üç kafadar daha portakalda vitamin iken, bizler bu mesleği icra ediyorduk.

    Kim sözde kim özde gazeteci, karar Yüce Türk Milletinin…

    AYDINDA CHP’YE ÇIKACAK FATURA…

    Şimdi bu müptezel taifesinin yol açtığı siyasi sonuçları açıklayacağım…

    Bu tayfa toplumda o kadar nefret objesi oldular ki, Aydın’da CHP’nin gerilemesinde, genel ve yerel seçimlere etki edecek kadar pay sahipleri…

    İnsanlar bu meczupların her yaptığını CHP ve CHP’li belediyelerden biliyor, CHP’de spot bir parti gibi algılanmaya başladı. Medyada bir haber çıksın, bir siyasetçi bir şey söylesin, onlara akıllı, mantıklı, üsturuplu cevap vermek yerine, ha bre belaltı tehdit-hakaret ile saldırıyorlar…

    Bunlara olan tepki ve öfke, bu defa CHP’ye yöneliyor. Zaten bunlarda bilgi, görgü, kelime haznesi, eğitim, insanlık, meslek ahlakı, hiçbir şey yok. O yüzden normal yayın yoluyla cevap yerine millete söv babam söv… Hakaret üzerine hakaret, iftira üzerine iftira… Kargaya on günde İngilizce öğretirsiniz, bunlar on yılda yüz kelime üzerinde Türkçe öğrenemezler… Yaşananlar sonuçsuz kalır mı sanıyorsunuz… Geleni biz çok iyi görüyoruz. Dost söylerse acı söyler fakat gerçeği söyler…

    KAYNAYAN KAZAN…

    Eeeeee… Bunlar Didim Belediyesi’nden bayram önü nemalanmak istediler ya, herkesin hakkını teslim edelim biz de…

    Didim’de Ahmet Deniz Atabay’ın namını, şanını kurtarmak için oraya kümelenen bu gazeteci kisveliler beldeye çöktüğünden beri, adamın başı daha çok derde girdi.

    Her nanenin altından çıkanlara toplumda nefretin boyutu öyle büyük ki, doğrudan onlara değil, sorumlu tuttukları Atabay’a yöneldi öfkeleri.

    Bakın Didim Belediye Meclisi toplantısına. CHP’deki namuslu ve vatansever belediye meclis üyeleri, yanlışlara karşı doğrudan cephe aldılar… Atabay kan ter içinde kaldı, bu işler başına neden geldi hala çözemiyor.

    Yetmiyor yaşananlar. Yine Didim’den iki ihbar geldi. Akıllara zarar.

    Didim Belediyesi de diğer belediyeler gibi, ilaçlama işleri yapıyor. Bunu yapan personel hakkında, hem belediye personeli hem sitelere ilaç satıyor diye dedi kodu çıkıyor. Araştırılıyor, iddialar gerçek dışı.

    Olayın özü şuymuş meğer…

    Bu personel, ilaçlama ihalelerine sürekli para ödemek yerine, belediyenin 2 milyon liraya ilaçlama aracı almasını, böylece sürekli gelir kazanacaklarını, kamu bütçesine büyük katkı sağlayacağını savunuyor. İki Başkan yardımcısı Yusuf Deveci ile Zeynel Şener, buna karşı çıkıyor. Bu personele karşı da tavır alıyorlar. Sonra ne mi oluyor. İki Başkan Yardımcısının dediği yapılıyor, bir buçuk aylık ilaçlama ihalesi, 5 milyona çıkıyor. Yıl boyunca toplamı hesaplayın siz.

    Didim’de durur mu akan sular. İmar’da yılların mühendisi var, yerine yeni yetme yeni bir memuru atıyorlar. Bu namuslu ve dürüstlüğüyle bilinen personel de tepki gösteriyor, ardından açığa alınıyor.

    Ahmet Deniz Atabay… Senin başına ne gelirse işte bu yönetim modeli yüzünden geliyor. İşi ehline teslim edeceksin. Etrafın, medya müptezelleri başta o kadar yalaka-dalkavuk takımıyla çevrili ki, yaşananların bir kısmından bizim sayemizde haberin oluyor. Farkındaysan biz seni kendi eylem ve söylemlerinden sorumlu tuttuk. Senin dahlinde olmayıp sana mal edilen hiçbir konuyu haber yapmadık.

    Senin çevrendeki sözde gazeteciler senin adınla milletten reklâm adı altında medya haracı almaya çalışırken, bizi hiç bu işlerin bir yerinde görmedin…

    Kadim Türk Devleti geleneğinin savunucusu olan bizler, senden çok şey istemedik… O Belediye kamu kurumu, Türk Devlet adabına uygun yönet… Kamu düzeni ve güvenliği keyfiyet değil, adalet üzerine kurulur dedik… Ağırbaşlı, vakur, babacan ol, kimseye düşmanca yaklaşma diye uyardık… Sen ise etrafındaki yalaka-dalkavuk tayfasının goy goylarıyla, önüne gelene neredeyse savaş ilan ettin.

    Sonuç ortada. Türkiye olumsuz nam sahibi olan, zararlı çıkan yine sen oldun…

    Aslında sen de haklısın… Zaman içerisinde başta madam gazeteci kisveliler, yüzüne gülen, senin adınla menfaat temin eden, bunun için de seni bizler ve diğer dürüst insanlarla papaz eden ne kadar yalaka-dalkavuk varsa, çevrende toplanmış… Hangi birini temizleyeceksin…