• 19 ve 20’ye talibiz..

    ADÜ Akademik Kurul Toplantısı’nda, ilim - bilim - üniversitenin sorunları veya projeler üzerine yoğunlaşmak yerine, Devletin gizli kalması gereken soruşturma belgelerinden söz ettiği iddia edilen ADÜ Rektörü Osman Selçuk Aldemir “18 kişi tutuklanacak” deyip, ismi geçenlerin bazılarının telefon kayıtlarından bahsetmesi kendisini yeni bir suç yumağı içine düşürüyor.

    21:47:57 | 2020-11-04

    http://yavuzlarmylife.com

     

    ADÜ Rektörü Osman Aldemir Hocamız, her nedense kamuoyunu aydınlatmak ve gerçeklerin açığa çıkmasını sağlamak amacıyla tarafsızca yönelttiğimiz sorularımıza cevap vermek yerine, elinde tutuklanacaklar listesi sallamaya başladı.

    Son olarak Akademik Kurul Toplantısında, ilim-bilim-üniversitenin sorunları veya projeler üzerine yoğunlaşmak yerine, “18 kişi tutuklanacak” deyip, ismi geçenlerin bazılarının telefon kayıtlarından bahsediyor.

    Yine suç yumağına düştünüz Rektör Hocam...

    1- Devletin gizli kalması gereken soruşturma belgelerini siz hangi yöntemle ele geçirdiniz, hangi hakla kamuya açık ortamda bunlardan bahsettiniz?

    2- Siz Savcı veya hakim misiniz ki kendi kendinize hüküm kuruyorsunuz?

    3- O belgeleri size Emniyet veya Adliyeden kim verdiyse suç işlediğinin farkında değil mi? Adalet ve İçişleri Bakanlığı ile YÖK, bu skandal sonrası harekete geçip soruşturma başlatacaklar mı?

    4- Bu gizli kalması gereken telefon kayıtları ve size göre tutuklanacaklar listesini Üniversite personeli üzerinde tehdit olarak kullanıp gözdağı mı veriyorsunuz?

    5- Bu yaptığınızın bırakın kanunen çok yönlü suç teşkil etmesini, sizin gibi Rektör konumundaki bir yüksek eğitimciye yakışır mı?

    6- Elinizdeki kaynak-kadrolar ve kamu gücünü üniversitenin gelişimi yerine bu tür işler için koz olarak mı kullanıyorsunuz?

    Diğer sorularımıza ne sizden, ne danışmanlarınızdan, ne güdümünüzdeki medyadan tek cevap alamadık.

    Bunlara da sessiz kalıp, ikrar pozisyonuna inşallah girmezsiniz Hocam...

    Gelelim ikinci konumuza...

    Ömrü FETÖ belasıyla, mermi ucunda mücadeleyle geçmiş ve FETÖ ölüm listesine girmiş biri olarak, Aydın’da kim FETÖ’cü, kim Terör Örgütü, kim Organize Suç Örgütü herkesten iyi biliriz.

    Bu melanet kelimelerin, her dönem birilerinin hasımlarını tasfiye etmesi aracı olarak kullanılmasına da, hem hukuken hem vicdanen hem basın meslek ilkeleri uyarınca sessiz kalmamız mümkün değildir.

    Size hakaret ettiler diye suç duyurusu yapabilirsiniz!

    Size iftira ediliyor diye de suç duyurusunda bulunabilirsiniz!

    Ama bu FETÖ nereden çıktı, hele bir onu sorgulayalım...

    Bakın sizin gibii hem polislik, hem savcılık, hem hakimlik oynamıyorum, gazeteciliğin temel prensibi olan 5 N bir K yöntemiyle sorular yöneltip, tüm gerçekliklerin hukuki ve kamu vicdanında ortaya çıkması için çaba sarf ediyorum.

    Neden müdahil oldum bu konuya biliyor musunuz?

    O tek kasetlik danışmanınız var ya, benimle ve devlet ile FETÖ illetine karşı yıllar boyu mücadele eden insanları, o ihanet şebekesi ile suçladınız...

    Şimdi tane tane olayları sorgulama ve ADÜ röntgenini çekme zamanı;

    ADÜ’DE YAŞANAN SORUNUN BAŞLANGICI

    ADÜ’deki hala yanıtlanmayan skandal iddialar ile kafası hayli karışmış değerli kamuoyu ve devletimizin ilgili kurumları..

    Bilim yuvası yerine skandal yuvası haline gelen ADÜ’deki sorunlar geçmişten bu güne zincirleme bağlantılardan oluşur.

    Önce Rektör Şükrü Boylu sorunların fitilini ateşledi.

    Cumhuriyet mitinglerine araba kaldıran Şükrü Boylu, koltğunu korumak için o günün cemaatçileri, günümüzün FETÖ’süne sırtını dayadı.

    Hatta onların Irak Kuzeyi’nde kurduğu okulların, açılışlarına katıldı.

    O zaman naçizane bendeniz, veryansın etmiştim.

    O gidip yerine Mustafa Birincioğlu geldi.

    O da savruk yönetimiyle, sorunları iyice derinleştirdi.

    Onun yerine Cavit Bircan atandıktan sonra Bircan, Mustafa Birincioğlu ve kadrosunu tasfiye etmek için FETÖ operasyonunu başlattı.

    Cavit Bircan Rektörlüğü unutup adeta siyasetçi gibi davranmaya başlayınca başta iktidar partisinin tepkisini çekti, o gönderildi yerini Osman Selçuk Aldemir aldı.

    O da Cavit Bircan ve ekibini temizlemek amacıyla, FETÖ yöntemine başvurdu.

    Hatta tarihini veriyorum, Sayın Cumhurbaşkanı’nın 22 Kasım 2019 tarihli 9 Eylül Üniversitesi ziyaretine katılıp, ayaküstü, “Bana FETÖ kumpas kuruyor, iftira atıyor” dedi.

    Ona bu ortamı hazırlayan, 9 Eylül Üniversitesi Rektörü, hemşehrisi Nükhet Hotar idi.

    İşin dikkat çeken yanı, Nükhet Hotar’ın adı da, FETÖ Borsası dosyasına karıştı.

    Velhasıl kelam Sayın Cumhurbaşkanı’na ayaküstü iki kelam ile FETÖ ve iftira mazeretini ileten Rektör Aldemir, ardıdan Cavit Bircan’ı görevinden aldı.

    Aslında orada Cavit Bircan’ın ekibi tarafından kumpasa getirildiğinin farkında bile değildi.

    Eski Rektör Bircan aklandı ve geri geldi. Böylece Rektör Aldemir, bir anda kumpasçı pozisyonuna düşmüş oldu. Ava giderken avlandı yani.

    Ne diyim Hocam... Bunların hesabını, danışmanlarından ve çevrenden soracan...

    İş bu minvalde yara kangren oldu, kan davaları aldı başını yürüdü, Aydın’ı toz duman bürüdü.

    İddialar, belgeler, kasetler havada uçuştu.

    Cevapsız kalınca da, takdir edersiniz herkesin aklında soru işaretleri oluştu.

    Rektör Aldemir de her halde idarecilik zaafiyeti nedeniyle, süreci iyi idare edemedi.

    Oysa çok sağlıklı görünüyor.

    Eminim ilaç reçetesinde aspirin bile kullanmıyordur, reçete sayfası tertemizdir.

    Bu kadar sağlıklı bir Rektöre sahip olduğumuz halde bu kadar sağlıksız kararlar alınması, aslında bizleri ve kamuoyunu çok üzüyor.

    Ortalık kaosa dönünce de Rektör Hocamızın çevresindeki çıkar peşindeki goy goycular, FETÖ’den girdi, Organize suç Örgütün’nden çıktılar.

    Haliyle ortalık sakinleşsin diye biz sorularımız ile devreye girince, hepsi toz oldular.

    Ve Rektör Aldemir’i öylesine zor duruma soktular ki, “FETÖ-TERÖR ÖRGÜTÜ - ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ”ne dedilerse, hepsi Osman Hocanın kendisine yapıştı kaldı.

    FETÖ dediler, Rektörümüzün saygıdeğer yeni eşinin, MİT Tırları hükümlüsü ve dosyası ayrı devam eden FETÖ iddianamesi ile yargılanmasına devam edilen Gazeteci Erdem Gül ile resimleri çıktı.

    TERÖR ÖRGÜTÜ dediler, yine hocamızın saygıdeğer yeni eşinin, yaralı ele geçirilen DHKP-C terör örgütü üyesinin mektuplarını yayımladığı, terör örgütüne methiyeler düzen paylaşımlarda bulunduğu ortalığa saçıldı.

    O paylaşımları da eşinize FETÖ mü yaptırdı Rektör Hocam?

    GELELİM ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ’NE..

    Sizin devletin gizli kalması gereken evraklarını, dinleme kayıtlarını yayınlamanız, bunların size iletilmesi, güdümünüzdeki medyanız (ki bir kısmı geçmişinde FETÖ ile irtibat iltisaklı, bir kısmı FETÖ yayın organlarına baskın yapılırken onların savunucusu olup poz veren) ve de tek kasetlik özel danışman diye ithal ettiğiniz zat-ı muhteremler, gerçekleri aslından koparıp hukuku, kamu oyunu, devlet kurumlarını yanlış yönlendiren organize bir grup olmuyor mu?

    Şimdilik bu kadar yeter...

    Hukuk ve kamuoyu aydınlansın, sizler dahil haklı kim varsa hakkı teslim edilsin, haksız ise hem hukuk hem kamu oyu önünde hesabını versin diye yönelttiğimiz sorularımza yanıt bekliyoruz Sayın Rektör Hocam...

    Yanıtlarınızı yollarsanız bu köşeden noktasına, virgülüne dahi dokunmadan yayınlayacağım. Arzu ederseniz İletişim Fakültenizde siz ve danışmanlarınız - destekçi medyanız hepiniz, ben ise tek, düzenleyeceğiniz bir açık oturumda her şeyi hukuk ve kamuoyu önünde tarafsızca gözler önüne sermeye davet ediyorum...