• TALESEMİ HASTALIĞINA DİKKAT!..

    Evlilik öncesi yapılan testler talasemi riskini azaltıyor...

    15:00:53 | 2015-05-08

    Ülkemizde Akdeniz anemisi olarak da bilinen talasemi hastalığı kansızlığa bağlı kalp yetmezliği, büyüme gelişme geriliği ve organ yetmezlikleri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Genetik bir hastalık olması nedeniyle taşıyıcı olan anne-babaların evlilik öncesi testlerde saptanması ile talasemi hastası sıklığı azaltılabiliyor. Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mualla Çetin, “Evlilik öncesi taramalarda evlenecek çiftin her ikisinin de taşıyıcı olması durumunda her gebelikte % 25 talasemili çocuk sahibi olma riskleri var” diyor. 

                                                               

    Ülkemizde “Akdeniz anemisi” olarak da bilinen talasemi major hastalığı, bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye’de sıklıkla görülüyor. Genetik bir hastalık olan talasemi, hastalığa sahipolanlarda ağır kansızlık bulgularına yol açabiliyor. Talasemi taşıyıcılarında hastalık herhangi bir belirti oluşturmasa da, talasemi taşıyıcısı çiftlerin bebeklerinde %25 olasılıkla talasemi hastalığına rastlanıyor.

     

    Ağır kansızlık ve büyüme geriliğine yol açıyor

    Talasemi major hastalığına sahip bebekler, hayatlarının sıklıkla üçüncü ila altıncı ayları arasında solukluk, sararma, karında şişlik ve beslenirken çabuk yorulma gibi sorunlarla hekimlere başvuruyor. Talasemi hastaları, kansızlığın yanı sıra kansızlığa bağlı olarak kalp yetmezliği, büyüme geriliği gibi sorunlarla da karşılaşabiliyor. Talasemi hastalarına yaşamları boyunca düzenli olarak 3-4 haftada bir kan verilmesi gerekiyor. Ancak düzenli kan verilmesi, bir başka sorun olan “organlarda demir birikmesini” de beraberinde getiriyor.

     

    Demir birikmesine karşı ilaç kullanılmalı

    8 Mayıs Dünya Talasemi Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mualla Çetin, “Talasemilihastalarda, kan verilmesine  bağlı olarak gelişebilecek önemli sorunların başında, kalp ve karaciğer gibi iç organlarda demir birikmesi yer alıyor” dedi. Dokularda biriken demirin bedenden ilaç tedavisi ile atılamaması durumunda organların düzenli çalışmaması ile karşılaşıldığını belirten Çetin şunları kaydetti: “Demir birikmesi bu yönüyle kalp yetmezliği ve siroz ile sonuçlanabiliyor. Bu riski ortadan kaldırabilmek için talasemi hastalarının ömür boyu demir birikmesini önleyici ilaç kullanmaları şart” ifadelerini kullanıyor.Talasemi hastalığının kesin tedavisinin kemik iliği nakli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mualla Çetin, “Kemik iliği nakli başarısı, vericinin aile içi doku grubu uygun vericiden olması durumunda artıyor. Bununla birlikte son yıllarda akraba dışı vericilerden gelen nakillerle ilgili bilgilerimiz de hızla artıyor.”

     

    Evlilik öncesi talasemi taraması sonuçlarınızı dikkate alın,  çocuklarınız talasemi hastası olmasın!

    Talaseminin önlenmesi konusuna da vurgu yapan Prof. Dr. Mualla Çetin, “Ülkemizde talasemi önleme programı kapsamındaki evlilik öncesi taramalarda çiftlerin her ikisinin de taşıyıcı olduğunu saptamaya yönelik kan testleri yapılıyor. Evlilik öncesi taramada çiftlerin her ikisinin de talasemi taşıyıcısı olduğunun tespit edilmesi durumunda, bebeklerinin % 25 olasılıkla talasemi hastası olabileceğini söyleyebiliyoruz. Program kapsamında çiftlere hastalığın bulguları, tedavisi ve tanı yöntemleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuyoruz. Ayrıca hastalığın anne karnında gebeliğin erken dönemlerinde yapılacak testlerle tanınması da mümkün. Talaseminin önlenmesinde en önemli hususlardan birinin evlilik öncesi tarama olduğunu ve testlerin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini söylemeliyim. Bu testler ülke genelinde pek çok ilde zorunlu olarak yapılmaktadır. Buna göre 2009 yılında evlenen çiftlerin % 82’si taranmıştır,  böylece yeni doğan talasemi hastası sayısı da % 87 azalmıştır” dedi.