• PAYLAŞIMIN ÜÇ-ÜNCÜSÜ

    09:37:12 | 2015-02-20

    http://yavuzlarmylife.com

     

    “Bugüne kadar barış yolları, bize tavsiyede bulunanlar tarafından değil bizler tarafından aranmıştır. Her kapı çalınmış, her çare düşünülmüştür. Bütün bu teşebbüsler bir nevi acizlik sayılmıştır. ‘Türkiye harekete geçemez’ gafletine saplananlardır ki ada Türk’lüğünü kasıp kavurmuştur. Kafi artık! Kendilerinden yardım istemiyoruz. Hiç olmazsa kendi davamızı kendi ellerimizle halletmemize engel olmasınlar.” 1967 - Dr. Fazıl KÜÇÜK

     

    Yunanistan’daki seçim sonuçlarının kesinleşmesi ile kurulan yeni hükümetin uygulamaları seçim öncesindeki vaatlerinden geri adımı atmayacağını gösteriyor. Özellikle AB’ne karşı olan kararlı duruşu ülkeyi borç batağına sokanlarca da desteklenmektedir. Bu desteği vermelerindeki ana nedeninin ırkçı partinin güçlenmesini önlemeye yönelik bir destek olduğunun da bilinmesini istiyoruz. Irkçı partilerin bütün AB ülkelerinde güçleniyor olması birliğin geleceğini de tehdit eder noktaya taşımaktadır. 

    Seçim çalışmaları sırasında Bay Aleksis Çipras, “Avrupa’da gereksinim duyulan değişimin Yunanistan’dan başlayacağını” söylüyordu. Ekonomik açmaz diğer AB ülkelerinden İtalya – Portekiz – İspanya ve Fransa’nın yanı sıra mendil büyüklüğündeki ülkenin de ekonomik açmazla boğuşmakta olduğu biliniyor. Buna koşut olarak Irlanda’nın da yaşanan bu gelişmelerden rahatsızlık duyduğunun ve pususda beklediğinin unutulmaması gerektiğini kaydetmek istityoruz.

    Adı geçen ülkelerin ortak özelliği, büyük çoğunluğun Akdeniz ülkesi olmalarıdır. Adı geçen ülkelerin Akdeniz ikliminin verdiği rahat yaşamaya alışkın olmalarını da eklediğimiz zaman açmazın nedenleri kendiliğinden ortalık yerlere çıkıyor. Kemer sıkma politikalarına karşı çıkmalarının temel nedeninin bu bakış açısı olduğunu da söylemek istiyoruz. Bu alışkanlıklarından kısa sürede vazgeçmelerinin de en azından şimdilik olanaklı olacağını düşünmüyoruz.

    Yunanistan’ın AB’nin kemer sıkma baskısına ne kadar süre ile direneceğini yapılacak pazarlıkların sonucu belirleyecektir. Bu gelişme yaşanırken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün – OECD – Başkanı Angel Gurria ile görüşen Bay Çipras, ülkesinin büyümesini hızlandıracak yenilenme programı için beraber çalışacaklarını belirtiyordu. Başkan Gurria, “OECD Yunanistan’la birlikte çalışmak amacıyla buradadır. OECD’ye güvenin, mesajımız budur” diyordu.

    AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’ye karşı OECD’nin ne kadar yardımcı olabileceğini hep birlikte göreceğiz. Bu yönde çalışmalar yapılırken Almanya’nın konumunu da dikkate almaları gerekecektir. Almanya bir yandan AB projesi içinde tarihteki ‘Büyük Germen İmparatorluğu’nu oluşturmaya çalışırken Ukrayna krizi ile de boğuşmaktadır. Böyyük patronlarla birlikte üç-üncü paylaşım savaşı ortamının oluşmaması için çabasını sürdürüyor.

    Bu gelişmelerden sonra AB dağılma sürecine girebilir mi sorusu yeniden gündeme taşınıyor. Serbest ticaretin korunması ve Euro’nun geleceğinin güvence altına alınması çabalarının bir süre daha devam edeceğini söylemek istiyoruz. Bu noktada küreselleşme olgusunun da dikkate alınması kaçınılmazdır. Yaşanacak olan aksine gelişmeler, Bay Aleksis Çipras’ı haklı çıkarmaya yetecektir.   

    Bay Aleksis Çipras, partisinin seçim bildirgesinde İsrail’le son dönemde imzalanan askeri işbirliği anlaşmalarını feshedeceğini duyurarak askeri harcamalarda kısıntıya gidileceğini vaad ediyordu. Bu vaadinin dumanı üzerinde tüterken İsrail, mendil büyüklüğündeki ülke ve Yunanistan ile birlikte ortak askeri tatbikat yapacağı açıklandı. Yapılan bu yöndeki açıklama her Yunanlı ve Rumun bilinç altlarında yatan ırkçı bakışlarının da göstergesi olmasının ötesindedir. Bu noktada güven unsurunun yeniden sorgulanması gerekmektedir.

    İngiltere’nin Dışişleri Bakanı eskisi İşçi Partisi milletvekili Bay Jack Straw bir süre önce “Kıbrıs sorununda uluslararası toplum, adanın bölünmüşlüğünü kabul etmeli, böylece iki toplum birbirleriyle olan ilişkilerini geliştirmeli” diyordu. Bu söyleminin Kıbrıs Türklerine olan aşırı sevgisinden kaynaklanmadığının bilinmesi gerekiyor. Bu söylemi ile Adanın güneyinde bulunan ülkesine ait iki adet askeri üssün kalıcılığının değirmenine su taşıdığını gizlemeye çalışıyordu.

    BM Genel Yazmanı’nın Kıbrıs özel danışmanı Espen Barth Eide’nin, ‘kısa dönemdeki krizlerden ziyade çözümün uzun vadeli yararlarına odaklanmak gerektiğini’ söylerken Bay Jack Straw’ı doğrulamak istiyor mu ne...

    SEVGİ ile kalınız...