• Neler oluyor?..

    Seçim barajının yüzde yediye çekilmesini birçok analist HDP’yi kurtarma operasyonu olarak açıklıyor. Alakası yok. Bu MHP için yapılmış bir operasyon.

    19:15:38 | 2021-09-11

    http://yavuzlarmylife.com

    Neden diyeceksiniz.

    Önümüzdeki -erken veya zamanında yapılacak büyük bir ihtimalle erken- seçimde MHP seçimlere kurumsal kimliğiyle girecek. Bunun emarelerini Devlet Beyin bayramda Suriyeliler ile ilgili acıklamalarından ve MHP’nin hazırladığı AKP’ye sert eleştiriler getiren “Düzensiz Göç Raporu”ndan anlıyoruz. Dolayısıyla hülle bir ayrılığın taşları döşeniyor. Bu nedenle kurumsal kimliğiyle seçime giren MHP’nin mevcut yüzde on barajını aşması mümkün değil. Hatta imkânsız…

    Peki bununla ne amaçlanıyor?

    1- AKP ile birliktelikten rahatsız olan ama başka bir yere gitmeyi içine sindiremeyen Ülkücü büyük bir kesimin tekrar MHP’ye oy vermesini saglamak.

    2- Yüzde on barajı ile MHP’nin sandıktan çıkmasının imkânsız olduğunu gören Sayın Cumhurbaşkanı’nın FETÖ ve HDP ile el altından yaptığı görüşmelerde hareket alanını genişletmek, elini güçlendirmek ve bu durumda MHP’nin yara almasını önlemek.

    3- Yine MHP ile birliktelikten rahatsız olan bir kısım AKP seçmenini yeniden konsolide etmek.

    4- Eğer HDP ile anlaşma sağlanamazsa seçime yakın bir zamanda HDP’yi kapatarak seçime girmesini engellemek, MHP’ye uzak muhafazakâr bilhassa Doğu ve Günaydoğu’da seçmenin oylarını AKP’ye akıtmak.

    Yani seçimle ilgili AKP ile MHP arasında ilkesel bir ayrılık yok.

    Yollar aynı değirmenin havuzuna su taşıyacak.

    Bu stratejik bir operasyon, yani oyun içinde oyun.

    Seçmeni hala aptal yerine koyuyorlar.

    * * *

    Burada gözden kaçırdığımız bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

    Sayın Bahçeli, “Secime her parti kendi kurumsal kimliğiyle girmeli” derken yüzde yedi seçim barajının Millet İttifakını oluşuran Gelecek Partisi, DEVA, Saadet Partisi, Demokrat Parti -İttifak içinde olmalarına rağmen- onlar için de geçerli olmasını ima ediyorsa bu mevcut iktidarın çaresizliğine son bir çare olarak sarılması, iktidarda kalabilmek için demokrasi ve hukuk devletinin ayaklar altına alınması demektir. Ters teper. AKP’deki çözülmeyi hızlandırır ve hezimetine sebep olur.

    Böyle birşey plânlanıyorsa eğer en kötü şartlarda adı geçen partiler İYİ Parti ile mutabakat yaparak adaylarını İYİ Parti listelerinden gösterirler ve aynı zamanda boşa gidebilecek oyları da konsolide etmiş olurlar. Bu da Meral Hanımı Cumhurbaşkanı yapar… ve bu güne kadar kış uykusuna yatan hukuk ayağa kalkar, yargılamalar başlar…

    * * *

    AKP Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan il başkanları ile yaptığı toplantıda ve bir sonraki konuşmasında ısrarla Türkiye’nin 2023-2051 ve 2071 hedefleri olduğunu, mevcut muhalefeti kastederek bu yapıya ülkeyi teslim edemeyeceklerini, etmeyeceklerini söylemektedir.

    Bunlar bilinçli olarak söylendiğine göre tehlikeli cümlelerdir.

    Yani Sayın Genel Başkan sandıktan muhalefet çıkarsa eğer yönetimi bırakmayacaklarını açıkça ifade etmektedir.

    Peki, “bu nasıl olur?” diyeceksiniz.

    Olur…

    Hatırlarsanız ABD başkanlık seçiminden sonra seçimi kaybeden Trump taraftarları kongre salonunu bastı. Onlar başaramadı ama Türkiye’de bunu başarabilirler… Çünkü TSK’si Emniyeti, siyasallaşan yargısı ve Sadat gibi milisleriyle bunun altyapısı hazır.

    Peki bunu önlemenin yolu yok mu?

    Elbette var.

    Mevcut muhalefet Erdoğan karsıtlığı üzerinden siyaset yapmayı başarı zannediyor.

    Halbuki değil.

    Aksine çözülmekte olan AKP’yi ayakta tutan Erdoğan’a ona karşıtlık siyasetiyle o kitleyi Erdoğan etrafinda kemikleştiriyor.

    Yani o cenahın değirmenine su taşıyor.

    Yapılması gereken bu değil.

    Mevcut iktidarın yolsuzluk, kayırma, israf, şeffaflıktan uzaklığı, işsizlik, pahalılık, enflasyon, ekonomideki çöküs ve demografik yapdaki telafisi imkânsız hasarlar üzerinden yani insanların günlük hayatına yansıyan olumsuzluklar üzerinden ortak toplumsal bir tepki inşa etmek ve bunu kurumsallaştırarak meydanlarda mitinglerle sergilemek lazım.

    Toplumsal tepkiyi diri tutmak, bu gücü kaostan medet umanların önüne koymak lazım.

    Çünkü Sayın Genel Başkanın kurduğu cümleler kaosun ayak sesleridir.

    Allah muhafaza böyle birşey vukuu bulduğunda şu anda kör topal da olsa ne Laik Demokratik bir Cumhuriyet ne de Üniter bir devlet kalır.

    Bizden söylemesi..