• Küflü beyinlere inat, onlar “Sebap” işlediler..

    Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Onlar ne bankada milyonları olsun diye hayal ediyor, ne de katları yatları olsun… Onlara insan gibi davranalım yeter. Şiddet uygulamayalım, tecavüz etmeyelim, kitapsız bırakmayalım… Sadece sevelim… Sadece okutalım yeter… Gerisini zaten onlar halleder…

    14:39:16 | 2017-11-21

    Evde herkes birbirine şüphe ile bakıyordu.

    Azalan tabağın çanağın suçlusu sanırım Berkay’dı.

    O minicik elleriyle kaptığı gibi yemek dolu kabı, köpek yavrularının yanına koşan oğlunu takip etti babası…

    Sevildiğini bilen yavrular sarıldılar bacaklarına. Elini yüzünü yalamak için yarışıyorlardı…

    Gözleri nemli baba sarıldı oğluna.

    ’’Aferin oğlum, aferin koçum benim.’’

    Berkay iyi bir şey yaptığını anlamıştı… Kendi deyimiyle ‘sebap’ işlemişti…

    Bir bayram sabahı kesilmesin diye yorganın altına sakladı kuzusunu Berkay bu sefer…

    Hüzünlü bir çift gözden, yine aferin, yine takdir…

    Anladı ki iyi bir şey yapmıştı. Sebap işlemişti yine…

    * * *

    Bir de Oğuz vardı. Zenginlerin başarı hikâyelerini değil, yoksulların ve okuyarak başarılı olanların hikâyelerini seven…

    Ona göre en kolay iş okumaktı…

    Koltukta, yatakta, mutfakta, otobüste, trende, sokakta, sınıfta, okulda, bahçede, her yerde okumak…

    Hastanede, bankada sıra beklerken…

    Trende otobüste yolculuk yaparken…

    Yeter ki iste…

    Maalesef bizler, her şeyi okuyup öğrenmek yerine, kulaktan dolma öğrenip; ya radikal savunucusu oluyoruz ya da düşmanı…

    Pahalı diye kitaba para vermeyiz. Ama köy düğünlerinde havamız olsun diye takır takır attığımız kurşunlara, gerekirse servet öderiz.

    Okula giden çocuğumuza harçlık vermez, içkiye, sigaraya, kumara her yerden para buluruz.

    * * *

    Kitap okumayan aydınlığı ne bilsin!

    Ne bilsin uzay boşluğunda bir mars olduğunu.

    O ancak kahve köşelerinde oynadığı tavlanın marsını bilir…

    Okuyan çocuk, evdeki bilgisayarlardan, son model cep telefonlarından, kaç adet televizyon olduğundan bahsetmez…

    Okuyan çocuk, evde olan kedisinden, evdeki eksiklerini, bol bol çizdiği rengarenk kalemlerinden bahseder. Ailesiyle kucak kucağa oturduğu, kitaplar okuduğu, yer minderinin sıcaklığından bahseder. Oynadığı oyunlardan, mutluluğundan bahseder…

    Hayalleri vardır okuyan çocuğun.

    Silah üretimini yasaklamak, eşitliği getirmek gibi.

    Naim öğretmen, güzelliklerin fotoğrafını çekmeyi görev edinmiş kendisine…

    Geçenlerde Yedi Eylül İlköğretim Okulu’nda yapılan bir kitap okuma etkinliğini fotoğraf karelerine adeta nakşetmiş… fotoğraflara baktıkça kendimden geçtim…

    Demek ki ülkemde çok güzel şeyler de oluyor.

    Okul Müdürü Selim Çakmak, İl Milli Eğitim Müdürünün de katılımıyla, okul bahçesinde velilerle birlikte, bir okuma etkinliği oluşturmuş.

    Yirmi dakika boyunca bahçede, personel, öğretmen, veliler, yediden yetmişe herkes kitap okumuş.

    Çocuklar çok mutlu. Öğretmenler mutlu, veliler mutlu…

    * * *

    Okul merdivenlerinden çıkarken, Türkçe’nin eşsiz güzel sözcükleri arasında karşılanırsın. Coğrafya sokağındaki dağların eteklerinden süzülen ırmak kenarından, ayakların ıslanmasın diye zıplaya zıplaya yürürsün gülümseyerek…

    Hesapsız kitapsız hareket etmemek için, matematik sokağına uğramadan olmaz.

    Bir iki turist görme ümidiyle İngilizce sokalarında dolaşırsın biraz…

    Hele Z kütüphane görülmeye değer… Bütün kitapları okumamak için zor tutarsın kendini.

    Müzedeki eserlere baktıkça, ne kültürünü unutabilirsin ne de geçmişini…

    Böyle okullar, böyle eğitimciler, böyle veliler oldukça geleceğimiz aydınlık olur. Evimizde bilgisayarımız olmasa da, kitabımız olur. Bütün hayvanlar arkadaşımız olur. Politikacılar okuyan çocukları tanısalar, hepsi kavgayı bırakıp kardeş olur. Birlik olur…

    * * *

    Bu gün Dünya Çocuk Hakları Günü.

    Onlar ne bankada milyonları olsun diye hayal ediyor, ne de katları yatları olsun…

    Onlara insan gibi davranalım yeter.

    Şiddet uygulamayalım, tecavüz etmeyelim, kitapsız bırakmayalım…

    Sadece sevelim… Sadece okutalım yeter…

    Gerisini zaten onlar halleder…

    Hukukçu olur Berkay gibi, adalet dağıtan…

    Ekonomist olur Oğuz gibi…

    Öğretmen olur Naim gibi…

    Kendi dillerince ‘sebap’ işlerler yürekten…

    Küflü beyinlere inat…