• Halk gerçekleri görebilecek mi?

    ASKİ’nin 4 yılda yaklaşık 400 milyon liralık alt yapı hizmeti verdiğini söyleyen bir yönetim dün yağmurla verdiği sınavda rezil olmuş, yani Aydınlının parası ile Aydınlıyı çamura bataklığa mahkûm etmiştir. Yapıldığı ifade edilen yatırımların koca bir fiyasko olduğu da Aydınlının gözünde net bir şekilde görülmüştür.

    19:08:43 | 2018-03-01

    Çocukların istismar edildiği ve bunu yapanların hak ettiğini bulmadığı,

    Adli olarak alınan cezalardan vicdanların soğumadığı,

    Ahlaki yozlaşmanın toplumun genelini rahatsız ettiği günleri geride bırakıyoruz.

    Biz bir dünya istiyoruz,

    Çocukların üzülmediği, ağlamadığı..

    Çünkü biliyoruz ki;

    Dünya’da çocuklar mutlu olur, gülen gözlerle yarınlara bakmayı başarabildiğinde inanıyoruz ki daha yaşanası umutlara koşacağız insanlık olarak. Her gün daha büyük bir sevinçle uyanacağız sevgi ve umutla bakmak istediğimiz yarınlara…

    İşte o yüzden yüksek sesle dile getiriyoruz..

    Üzülmesin çocuklar daha yaşanası bir Dünya için…

    Bu iyi dilek ve temennilerle başladığım köşe yazıma yaklaşık bir ay süre ile tanıma fırsatı bulduğum insanlığı dibine kadar içine sindirmiş, hatalar yapmış ama büyük bir erdem ile yaşadıklarının hatasını da sevabını da kabul eden içinde büyük bir sevgi seli biriktiren değerli bir büyüğümden bahsetmek istiyorum.

    Evet dünyanın kahrını 11 yıldır içinde biriktiren bir ağabeyim kendisi ama beni asıl üzen Terör Örgütü sanığı olan bazı isimlerin yargıda kolluk kuvveti içerisinde yer alarak kendisine zulüm eden isimlerin yaşattığı acıları büyük bir erdemle lakin aile hasreti ve haksızlığa uğramışlığın yorgunluğuyla karşılıyor olması içimde isim koyamadığım bir burukluk ile bu isimden bahsetmek istiyorum.

    Bu isim Murat Özcan.

    Satırlarımda yer verdiğim kişinin ismi FETÖ’nün bu ülkenin içinde yarattığı Balyoz ve Ergenekon gibi kaosların yaşandığı günlerde kendisini “çıkar amaçlı örgüt kurma suçu işlediği” senaryosu ile yargıladığı bu isim rüşvet istenerek bastırılmaya çalışıldığı günler yaşamış.

    Yaşadıklarını yargıya taşımış.

    FETÖ’nün asıl yüzü ortaya çıkmış.

    O’na bu cezayı veren ve vermesine sebep olanlar Devlet tarafından halka yaptıkları, Devlet gücü terör örgütü adına kullandıkları için sanık sandalyesine oturtulmuş ve hesaplarını vermeye başladığı süreçte bu ağabeyimiz yasal olarak da kendine verilmiş bir hakkı kullanmak adına mücadele ediyor.

    Nedir bu hak derseniz, yeniden yargılanma suç ile isnat edilenlerin, bu isnadı yapanların suçlu bir yapıyla organize şekilde kendilerini mahkûm ettikleri gerçeği ortadayken bu hakkı onlara vermek hem vicdani hem ahlaki olarak temel bir gerekçe olduğunu bilerek kendisinin hakkına kavuşması dileklerimi iletmek isteyerek bu konuda her şekilde kendisine destek vermek için gereğini yapacağımı da belirterek bu vahim durum ile ilgili ilk satırlarımı paylaşmak istedim.

    Eeeee bu kadar çok sosyal içerikli görevleri yerine getirme mücadelesi adına düşüncelerimizi dile getirmişken Aydın ve Aydınlının haklarından da bahsetmek lazım.

    Ne demiştik?

    Aydın ve Aydınlının hakkı “bu şehirde 4 yılda bir milyar yatırım yaptık” diye billboardlar asan, icraatları reklam belediyeciliği dışında hiçbir işe yaramayan, yatırımı aslında halk dili ile kendi çıkarlarına yapan bir yönetim anlayışından bahsediyorum.

    ASKİ’nin 4 yılda yaklaşık 400 milyon liralık alt yapı hizmeti verdiğini söyleyen bir yönetim dün yağmurla verdiği sınavda rezil olmuş, yani Aydınlının parası ile Aydınlıyı çamura bataklığa mahkûm etmiştir. Yapıldığı ifade edilen yatırımların koca bir fiyasko olduğu da Aydınlının gözünde net bir şekilde görülmüştür. Hem de bir ilçe de değil Aydın’ın 17 ilçesinde..

    Aydın’a Altın Çağını yaşatacağını söyleyen zihniyet, Aydın’a acıdan ve çileden başka bir şey veremeyeceğini de hizmetleri ile ortaya koymuştur.

    İşte bu güzel şehir ve güzel insanları beceriksiz ve basiretsiz bir yönetim anlayışının kurbanı olarak hizmetten ve imkanlardan mahrum bırakılmaktadır.

    Öyle ki bunun en net ispatı da dün sosyal medyanın tamamı yaşadığı eziyetin belgesi sayılacak, tüm şehrin batık şehir olduğu görüntülerini paylaşarak ispatlamış oldu.

    Yani alt yapıda beceriksiz olduğu bilinen bir yönetimin “hepinizin kapısının önüne kadar kaymak asfalt yapacağım” diye reklam ettiği yol asfaltlamasının koca bir yalandan ibaret olduğunu anlamış oldu.

    Tabi bu işin sorumluluk tarafı yerel yönetimin sorumluluklarını yerine getiremediği gerçeğinin göstergesi..

    Bir de bu işin vurgun ve yolsuzluk iddiaları ile anılan kısmı var.

    Gerçi halk bunu kullandığı oyun ne kadar değerli olduğu noktasında değerlendirmesini yapmıştır. Lakin yargının ve ortaya koyacağı sosyal adaletin de bu konuda yapması gerekenler olduğunu düşünüyorum.

    Her fırsatta eline döviz alıp “adalet istiyoruz” diye haykıranlar o adaletin kendileri için de gerektiğini düşünseler o salladıkları dövizleri saklayacak yer bulabilirler mi acaba?

    Bence anca deve kuşu gibi kafalarını kuma gömer her şeyden gizlendiklerini düşünürler.

    Bu arada tüm kamuoyu adına açık mektupla sormak istiyorum.

    Yerel seçimler öncesi Aydın’a 3 tane asfalt şantiyesi kurma sözü veren bir yönetimin geçen dört yıl içinde bir tane asfalt şantiyesi kurmadan sadece ihale yöntemi ile gerçekleştirdiği asfalt yapım işlerinin analarının ak sütü gibi temiz olduğuna inanıyorlar mı acaba? İnanıyorlarsa analarının sütlerine haram karıştırıyorlar diye düşünüyorum.

    Çünkü Karayolları’ndan alınan pozlarla ihale ettikleri asfalt yapımı ve satıh kaplama işlerini aynı pozlara eş değer düzeyde mi imalat yaptılar? Sorunu cevabı basit.. Yapımı gerçekleşen yollara gönderilecek sıradan bir bilir kişi bunun tespitini yapabilir ve gerçekleri ortaya çıkarabilir. Yani ben bu kadar yol yaptım diye halka her mecrada reklam yapanların yaptıklarının ne kadar doğru olduğunu tespit etmek devletin görevi ve bu görevi yapmakta kamu hakkı gerekçesi ile kutsal bir mana taşır.

    Şimdi bu gerekçeleri değerlendirerek yapılacak bir incelemenin sonucunu halk yerel seçimlerin yaklaştığı günlerde merakla bekliyor. Çünkü verecekleri oyların nereye gideceğini bilmek, vermiş oldukları oyun hangi amaçlarla kullanıldığını anlamak Aydın Halkı’nın en temel hakkıdır.

    İşte bu hakkın gerekçesi olarak bir Aydınlı olarak soruyorum…

    Bahsi geçen tüm yolsuzluk, vurgun ve fesat iddialarının sonucunu bilerek mi gideceğiz sandığa, yoksa yine kandırılmış reklam kampanyalarıyla mı?

    Cevap vermek Devleti Aliye’nin görevi.

    Gereğini yapmak derin bir vicdanı olan Aydın Halkı’nın.

    Sizce halk gerçekleri görebilecek mi???