• Günün sorusu…

    TAYLANDCADA BEŞ “HA” DİYE OKUNUYORMUŞ. İŞTE GÜNÜNÜ RAKAMI: 555…

    12:57:01 | 2018-10-14

    Yaratıcı Anadolu insanı köken ve anlamını bilmediği sözcükleri istediği gibi yorumlayıp, anlamlaştırdığını bilirsiniz. Bu yorumlar sonucunda ne olduğu belli olmayan bir dil çıkacağını söylememe gerek var mı?

    İşte birkaç örnek:

    1-) Arapça “idrār” ( إدرار) sözcüğününün “bol süt vermek”, “Rana”nın (Ar.) (رعناء) “ne dediğini bilmeyen ahmak kadın”, “okul / maktap” sözcüğünün “yazıhane” demek olduğunu daha düne kadar Şamanist olan Anadolu insanı bilmek zorunda mıydı?

    2-) “Papatya” sözcüğünün “papás/παπάς” Yunan sözcüğünden alıntı, “PAPAZIN KARISI” demek olduğunu bilseydik, sarışın çocuklarımızı “papatyam” diyerek sever miydik?

    3-) “Cici/m” sözcüğünün “cācim” ( جاجم ) (Fars.) sözcüğünden alıntı olduğunu, YER YAZGISI, KİLİM demek olduğunu bilsek, bu sözcüğü bir sevgi sözcüğü olarak kullanır mıydık?.

    4-) “Karpuz” sözcüğünün “xarbûza” (Fars.) sözcüğününden alıntı “eşeklere verilen artık meyve, hıyar” demek olduğunu bilseydik, karpuzu severek ve yiyerek kendimizi eşek yerine koyar mıydık?

    5-) “Cücük” kümes hayvanlarının yavrusu, civciv, “çalgı” sözcüğünün ince ağaç dallarından yapılan, özellikle evlerin önünü ya da ahırı süpürmek için kullanılan bir çeşit süpürge, “Ersin” sözcüğünün ıspatula demek olduğunu bilseydik, ah bilseydik…

    6-) “Sawdā/sevda” (Ar.) “kara” demek olduğunu bilseydik, “kara sevda” der miydik? 

    7-) “Rukup” taşıt demektir, Anadolu insanı merkep/eşek demesin de, ne yapsın? 

    8-) Farsçada “neri” teke, erkek keçi, “nerim” pehlivan, yiğit, kahraman demek olduğunu bilmeyen Anadolu insanı. “Neriman” sözcüğünü kızlarına ad olarak verir miydi? 

    9-) “Suna”nın erkek ördek, “Burçin”in dişi geyik anlamına gelişini bilmeyen Anadolu insanı, bu sözcükleri zıt cinsiyetlere ad olarak verir miydi?

    Nalan sözcüğününü inim inim inleyen, ağlayıp duran demek olduğunu bilinse, bu sözcük kızlarımıza ad olarak konulur muydu? 

    10-) “Tedbir/tadbīr (Ar.) dubr (kıç/popo)/dubara” sözcüklerinin aynı kavağın kaşıkları olduğunu bilseydik, Atatürk’ün Dil Devrimine verdiği önemi anlar, her iyin başında TEDBİR alarak kendimizi şey yerine koyar mıydık?

    Ve günün sorusu: 

    Taylandcada beş “ha” diye okuyormuş.

    Bu saatten sonra karşı duvara 555 yazıp seslice okuyalım mı?

    Yoksa, gülenlere bakıp ağlayalım mı?