• Eksik etek…

    Eksiktir eteklerimizin uçları. Vatan toprakları uğruna; savaş mermilerini, tüfeklerini, yeleklerimizle-eteklerimizle örttüğümüz günden beri.

    14:49:04 | 2018-03-06

    Küçümseyip, burnunu havada tutma öyle.

    Bu sadece, duman kokusu almanı sağlar.

    Kadınlar dans ediyor, şarkı söylüyor, ölen oğullarına ağıt yakıyor.

    Peki, susanlar kim?

    Sakın susma.

    Sesin kısık olsa da, şarkı söylemeyi asla bırakma.

    *

    Kadınların alfabesinde; on binlerce, yüz binlerce harf vardır aslında.

    Her biri yorgun, kırgın, solgun, bitkin ve sırlıdır…

    *

    Bir kızınız varsa eğer, tüm evreni avuçlarının içine çizin. Bütün dünyayı, iyiyi-kötüyü tanısın. Ellerini her açtığında, “ben bunu avucumun içi gibi bilirim” desin.

    *

    Elif olduk. Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı çektik.

    Kurtuluş savaşında, donarak ölen Şerife Bacı olduk.

    İzmir’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, çatışan Kara Fatma olduk.

    Kastamonulu Halime Çavuş;

    Yunan askeriyle göğüs göğüse çarpışan, Çete Ayşe olduk.

    Beşikteki bebeğimizi bıraktık. Sırtımızdaki yeleğimize; mermileri sarıp, koştuk cephelere.

    Yırtıldı elbiselerimiz savaş meydanlarında.

    *

    Gazi olan oğullarımızın gözlerinde.

    Savaşın bütün renklerini gördük.

     Ateş ve kan kırmızı renkleri.

    Parçalanan ayaklarında, kollarında, parmaklarında; yüzlerinde patlayan bombaların kahvesini, havada uçuşan füzelerin gümüşünü gördük.

    Kopardık eteğimizden bir parça, sardık yaralarını…

    *

    Biz, şehit oğlumuzun sessiz bedeninde; savaşın yürek burkan patlama seslerini duyduk.

    Gece yarısı; gökyüzündeki uçakların cızırtıları, tırmaladı kulaklarımızı.

    Sirenlerin acı çığlığının, ağıt sesleriyle birbirine karışmasını duyduk.

    Alev alev; yanardağ lavları gibi, içimize aktı gözyaşlarımız.

    Kulaklarımıza tıkamak için, kopardık bir parça eteğimizden.

    *

    Kahramanların korkmadığı film değil bu.

    Ölmekten korkmak.

    Sevdiklerinden haber beklemek, kaybetmek, korkuların en can alıcısı.

    Bir günde ölmek değil.

    Günlerce ölmek…

    Savaşların en büyük mağduru; yine kadınlar, çocuklar, analar.

    Kopardık eteğimizden bir parça, bağladık ağzımıza.

    Feryadımız duyulmasın diye…

    *

    Siz acıyı; yenilir, yutulur, unutulur bir şey mi sandınız?

    Acı yaşanır, yaşatır, hatırlatır.

    En sonunda gözünüzde yaş, dizinizde derman bırakmaz.

    Yaşarsınız işte. Kül gibi, duman gibi.

    Kopardık eteğimizden, sardık acıyan yüreğimizi.

    Küllerimizden yeniden doğmak gibi…

    *

    Kollarını sevgiyle açmış, yemyeşil yapraklarla dolmuş; birer hayat ağacıyız biz aslında.

    Kırlangıçlar, serçeler, güvercinler konar dallarımıza.

    Kimsesiz çocuklar barınır, yapraklarımızın arasında.

    *

    Şu anda; bunları yazarken bile, birçok kadına tecavüz ediliyor, öldürülüyor, sakat kalıyor ya da evladını yitiriyor. Ağıtlar yakıyor…

    Bunlar; her gün televizyonlarda gördüğümüz yırtık elbiseli, kim olduğunu bilmediğimiz mültecilerin hikâyesi değil. Bunlar bizim hikâyemiz.

    *

    17 aylık bir bebektim. Üç tane aşağılık-pislik tarafından işkence yapılıp, beynimde ödem oluşurken yırttılar eteğimin uçlarını. Koparıp attılar, kat kat fırfırlı eteğimi.

    Bu hayvanlar, , "Çok neşeli bir bebekti, ne zaman çağırsak kucağımıza oturuyordu" diye ifade verdiler.

    *

    21 yaşındaki genç kızdım. Eve internet bağlamaya gelen pislik tarafından; koli banttı ile bağlanıp, tecavüz edildim. Cesedim, elim ayağım bağlı olarak iki gün sonra bulundu. Eteğimin yarısı tamamıyla yırtılmıştı…

    *

    69 yaşındaydım. Torunum yaşındaki bir gence adres sorduğumda; bir barakaya çekilip tecavüz edildim. Maaş kartlarım ve ziynet eşyalarım gasp edildi.

    *

    Bu ülkede bunları yaşamak için sadece kadın olmanıza gerek yok. Tıpkı 9 yaşındaki G.S. gibi 25 kişi tarafından tecavüz edilebilirsiniz.

    Tecavüz edenler nüfuz sahibi olduğundan, hastanelerden çocuk için "Sağlıklıdır" raporu alır.

    Ruh sağlığınız kimsenin umurunda olmaz.

    Ruhunuzun kanayan yerlerini sararsınız eteğinizle…

    *

    Her şeyin sonunda canımızı en çok acıtan; düşmanlarımızın sözcükleri değil, dostlarımızın sessizliğidir.

    *

    Eksiktir eteklerimizin uçları.

    Vatan toprakları uğruna; savaş mermilerini, tüfeklerini, yeleklerimizle-eteklerimizle örttüğümüz günden beri.

    Eksiktir eteğimiz.

    Şehidimizin, gazilerimizin yaralarını sardığımız günden beri.

    Eksiktir.

    Ruhumuzun kanayan yerlerini bağladığımız günden beri.

    O günden beri eksiktir eteklerimiz.

    Öldürüldüğümüzde, tacize uğradığımızda, dövüldüğümüzde, sustuğunuzdan beri eksiktir.

    *

    Kadın erkek hepimize yönelik, açık çağrı:

    Kabul edilemeyecek davranışlara dikkat çeksek.

    Değişimin liderleri olsak her birimiz.

    Düşünsenize, eşit olsak.

    Savaş ve barışın ötesinde bir yer.

    Hepimiz orada toplansak.

    Eşit olsak.

    Haklarımızı koruyup; savunsak.

    Eksik etek olmasak…