• Değip mi geçecek, yoksa delip mi geçecek?

    “Bana paralel yapışmaz” diyenler paralele para vermenin, güç vermenin de örgüt üyesi olmak kadar suç olduğunu bilmeli ve öğrenmeli…

    14:52:05 | 2017-11-28

    Bakalım bu kez; değip mi geçecek, delip mi geçecek?...

    Geçtiğimiz hafta ustanın yanına dönüşte ilk yazımdı.

    Eskiyi yadettik ustaya saygı gösterdik, yetmedi hazım sorunu yaşayanların formülünü verdik, hepsine eyvallah dedik de hazımsızların acısı dinmedi. Dinmezde…

    Yarası büyük olanın elbet gocuntusu da aynı paralelde..

    Gerçi paralel yaşamak yaklaşık 10 yıldır yaşam tarzları da olmadı da değil.

    O paralel öğretti onlara siyaset nasıl yapılır.

    Devlete yargıya nasıl sızılır, bürokratlar nasıl satın alınır?!

    Hepsi öğrendiler hatta şerbetlendiler bile diyebiliriz…

    Hadi oradan canım demeyin şerbetlendiler, hem de öyle böyle değil..

    Eskilerden bahsederek yazmaya başladık ya o eskilerden bir anıyla devam edelim..

    Gerçi seçime kadar yazsam bitmez ya o eskiler, biz yine de yazmaya devam edelim.

    * * *

    2012 yılı başıydı…

    Terlikli başkan daha önce de bahsettiğim gibi yargıya paralel olmayı öğrenmeye başlamıştı.

    Dönemin Başsavcısı da bu paralel için en uygun adamdı.

    Hem duygusal, hem de nakdi olarak o kadar paralel şartlar oluşmuştu ki; devletin bu şehre atadığı valiler falan hak getire, biri gelip biri gidiyordu..

    Aydın’da şartlar paralel giderken ülkede paralel giden terör örgütleri de belediyeler üzerine gidiyordu.

    Gerek Sayıştay’daki müfettişleri ve dosyalar vasıtasıyla,

    Gerek Emniyet içindeki adamları ile yasa dışı dinlemelerle belediyeler üzerinde tahakküm oluşturuyorlardı.

    Eskişehir, İzmir Belediyeleri’nde yapılan operasyonlar Kuşadası’nda yılda iki kez yapılan polis baskınları derken FETÖ muhalefet belediyeleri haraca bağlanma çabası içersindeydi..

    Tabi bu süreç Aydın’da da işletildi.

    Bir kısım dinlemeler yapıldı..

    Dosyalar hazırlandı..

    Teknik takip delilleri ile operasyon yapma gücü elde edildi…

    Buraya kadar her şey hukuk devletleri için doğru ama bir şey eksikti..

    Başrol çalınmıştı..

    Başrolde olması gereken kişi değil de yancı oyuncu hedef yapılmıştı..

    Neden diyenler işte tam burada başta saydığım paralellik devreye girmiş, benim de bunu fark etmem epey zaman aldı.

    Ne diyelim geç olsun güç olmasın.

    Bu paralellik aslında her şeyi saat gibi kurup ayarlamış, paralel güçler birleşmiş dosyayı ayarlamış, koca Aydın Belediyesi’nde Belediye Başkan Vekili ve Başkan Yardımcısı, hatta işçiye, müteahhit firmaya kadar teknik dinlemeler yapılmış..

    Niyeyse bizim paralel başkan dinlenmemiş!?

    Siz bakmayın benim dinlenmemiş dediğime..

    Dinlenmiş elbette hem de 9 sayfayı dolduracak tape tutulmuş..

    Lakin paralel adalet ayrı bir dosya yapıp saklamış tapeleri “elde bulunsun, haraca bağlamak kolay olsun” diyerek..

    Süreç doğru işlemiş sonuna kadar.

    Sonra kader ağlarını örmemiş, terlikli başkan için paralel ağlarını örmüş..

    Tüm bunları anlatıyorsun da var mı buna göstereceğin bir ispat seslerini duyar gibiyim..

    Var tabi paralel çakalları sizi…

    Şimdi ispat olarak yazacaklarım bizzat şahsım tarafından yaşanmışlıkları içerir.

    Hiç biri hayal ürünü değil, bizzat gerçek kişileri içerir..

    2012 yılının Şubat ayı muhalefet belediyelerine FETÖ’nün operasyon yapıldığını gördüğümüz günlerde terlikli başkanla birebir görüşmelerimde söylüyordum…

    “Başkanım bu operasyonlar buraya da sıçrayabilir, dikkatli olmak lazım” diye..

    Tabi ben saf saf bunu söylerken o da bize “hiçbir şey olmaz çiğ emmedik, karnımız ağrısın”, “Biz cam kadar şeffaf insanlarız, adaletten korkumuz olmaz” diyordu..

    Bende gazı aldım ya “aslan başkan, kaplan başkan işte adam olmasa da adam gibi davranan başkan” diyordum, kendi kendime böbürleniyordum…

    Tabi bulmuşlar benim gibi çocuğu yoyo topu gibi oynuyorlarmış, nerden bileyim, ben bildiklerimi söyledim beklediğim cevabı da aldım.

    * * *

    Bir hafta sonu evde yemek yapma zevkimi yaşarken acı acı bir telefon sesi..

    Telefona baktım bizim terlikli başkan…

    - “Serhan nerdesin..”

     - “Evdeyim başkanım..”

    - “İn kapının önüne, görüşmemiz lazım” dedi..

    Tabi bende hemen hazırlanıp indim aşağıya..

    Kapının önüne petrol yeşili bir mini cooper geldi.

    Baktım bizim terlikli başkan içinde.

    Bindim arabaya, biraz ilerledikten sonra “Serhan AydınPost’da haber yaptırmamız lazım Kamil kaya istifa mı ediyor” diye..

    Bende “başkan sorun değil, hemen hallederiz” dedim..

    “Yok yok” dedi.. “Bizim yaptırdığımızın bilinmemesi lazım, öyle bir şekilde haber olmalı ki bizden bilmemeliler” dedi.

    “Hay hay” dedim, formüle ettik konuyu..

     AydınPost’da haberi yaptı..

     Güzel bir başlık; “Aydın Belediyesi’nde Şok.. Kamil Kaya istifa mı ediyor?”

     Tabi bunları yapıyoruz ama ne bileyim ben hesabın başka olduğunu bana göre belediye yönetiminde operasyon yapacak bu tip haberleri de bahane edecek, diye düşünürken hesap tam paralel adaletin istediği gibiymiş..

    Kamil Kaya istifa ettirilecek, operasyon gerçekleşecek… Ama belediye dışında gösterilecek, Belediye Başkan Vekili ile Belediye Başkan Yardımcısı yargılanacak..

    Bizim terlikli başkan paralel adaletin güçlü kollarında bu işten sıyrılacak…

    Lakin bedelini de bizzati ödeyecek…

    Gördünüz mü kader ağlarını nasıl örmüş..

    Tabi bizim terlikli başkan da işte bu sayede öğrenmeye başlamış..

    Paralel adalet nasıl oluşur?

    Bürokrasiye nasıl sızılır?

    Tepeye nasıl oynanır?

    Bunları yaşayan birinin şerbetlenmemesi mümkün mü?

    Tabi olaylar silsilesi bu şekilde başlarken, paralel örgütle ilişkiler nasıl bir hal aldı.

    Aydın’da ve Ulusalda kimler girdi devreye bunları da yazmak lazım ama sırayla acelemiz yok…

    Bu gün bunları yazarak başladık, gün gelir diğer bildiklerimizi de yazarız.

    Biz neler yazarız bilen bilir.

    Fakat sonucunda isterim ki kazanan Aydın, kaybeden paralel güçler olmalı…

    “Bana paralel yapışmaz” diyenler paralele para vermenin, güç vermenin de örgüt üyesi olmak kadar suç olduğunu bilmeli ve öğrenmeli…

    Bunların hepsinin iltisak delili olduğunu bilerek İçişleri Bakanlığı’nın bu beyanda yapması gerekenleri göz ardı etmemeli..

    2012’de “şerbetlendim bana bir şey olmaz, tarihte olduğu gibi en fazla değip geçer” diyenlere sesleniyorum…

    İlgiyle izleyip takip ediyorum..

     Bu kez değip mi geçecek, yoksa delip mi geçecek?