• Çeneli züğürt...

    “Zengininin malı züğürdün çenesini yorarmış” diye güzel bir özdeyişimizin olduğu biliniyor. Bizler kimsenin malında mülkünde değiliz. Hiçbir zamanda olmadığımızı belirtmek istiyoruz.

    08:21:58 | 2016-06-19
    AHMET GÖKSAN
    AHMET GÖKSAN      safakgazetesi09@hotmail.com

    “Makarios hayatta kaldığı müddetçe, Kıbrıs çıkmazının halledilmesi beklenemez. Türkler hangi tavizi verirse versin, ertesi gün daha ağır şartlarla karşımıza çıkacaktır. Kararlıdır, azimlidir. İlhakı gerçekleştirip muzaffer bir kumandan gibi Yunanistan’ın mutlak hakimi olmak O’nun tek gayesidir.” 1969 - Dr. Fazıl KÜÇÜK

    “Zengininin malı züğürdün çenesini yorarmış” diye güzel bir özdeyişimizin olduğu biliniyor. Bizler kimsenin malında mülkünde değiliz. Hiçbir zamanda olmadığımızı belirtmek istiyoruz. Bunu neden yazdığımıza gelince, hemen söyleyelim. Birleşik Amerika Devletlerinde Kasım ayında yapılacak olan Başkanlık seçiminde adaylıklarına kesin gözü ile bakılan Dişi Clinton ile Bay Trump’un isimleri öne çıkıyor. Buna karşın her iki adayın da sevilmediği ve hatta partililerin de bu durumdan hoşnut olmadığı biliniyor. Bu nedenle parti yönetimlerinin açmaz içinde olduklarını kaydetmek istiyoruz.

    Dişi Clinton isminin öne çıkması sonrasında yarışa katılacak hatta seçilecek ilk kadın olduğu vurgusu yapılıyor. Başkanlık seçimine iki böyyük partinin adayları üzerinden gidilirse bu değerlendirme doğru olabilir. Buna karşın Amerikan demokrasisi içerisinde isimleri öne çıkarılamayan küçük partilerinde olduğu biliniyor. Bir süre önce yapılan Başkanlık seçimine bu partilerden kadın adayların katıldığının unutulmaması gerekiyor.

     Her iki adayın da halk tarafından beklenen ilgiyi görmediklerini de kaydetmek durumundayız. Kötünün iyisinden birisinin seçileceğine artık kesin gözü bakmak gerekiyor. Seçilecek kişi şu ana dek tersini söylemiş olsa bile belirlenmiş olan devlet politikalarını uygulamak zorundadır. Aksinin düşünülmemesi gerekiyor.

    Böyle bir ortamda AB’nden çıkış referandumuna hazırlanmakta olan İngiltere’nin bu konuda yalnız kalmayacağı görülüyor. Dünyaca ünlü araştırma şirketi PEW’in yaptığı son araştırma sonucuna göre sırada 10 AB üyesinin daha olduğunu açıklıyor. Araştırmaya katılanların % 42’si ulusal yönetimlerin ağırlıklarını hissettirmesini istiyor. Yunan halkı da % 71 oranında AB’ne olumsuz bakan ülkelerin önünde yer alıyor.

    İngiltere’nin önde gidenlerinden Başbakan Bay David Cameron, Başbakan eskisi Bay John Major ve şu andaki Maliye Bakanı Bay George Osborne üçlüsü Türkiye’nin AB üyeliğinin olanaksız olduğunun türküsünü çığırıyorlar. Olayı daha ileri boyuta taşıyan Bay Maliye Bakanı, “Ben 45 yaşındayım. Ben hayatta iken Türkiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşeceğini sanmıyorum” diyor. Times gazetesinde AB’nden çıkışı savunan Melanie Philips ise Türkiye’yi Avrupa’yı tehdit eden bir Truva Atı olarak gördüğünü yazıyor. Onlar böyle diyorlar diye ağlayıp gözden olacak halimizin olmadığının karşı tarafa iyice hissettirilmesi gerektiğini kaydetmek istiyoruz.

    Dünyanın yeni yönelimlere doğru evrilmekte olduğu bu noktada Ermeni savları konusunu diyaspora Ermenilerinin yeni oyunu olarak da okumak istiyoruz. Yol arkadaşım Prof. Dr. Rehan Gündoğmuş’un geçen hafta sözünü ettiğimiz yazısının devamında, “Çanakkale Savaşlarından 12 gün önce 06 Mart 1915 tarihinde Kars ve Ardahan da Ermenilerin katlettikleri erkek insan sayısı 30 bindi.” Notunu düştükten sonra katliamı yapanlar Daşnaksutyun Partisinin militanları idi. “Öldür ve intikam al” parolası ile saldırıyorlardı. Ermeni komitesinin komitacılarından Murat ve Bünyamin imzası ile yayınlanan emirde, “Ermeni milleti için bir tehlike teşkil etmesi düşünülen melhuz (mülahaza edilen) bulunmasından iki yaşına kadar olan Türk çocuklarının kesilmesine müttefikan karar verildi” deniyordu. Antronik Marşının sözleri ise, “Antronik kardeş, gidelim Türkiye’ye/Kıralım Türkleri/Olsun Ermenistan” …

    22 Mayıs’ta mendil büyüklüğündeki ülkede yapılan parlamento seçiminin sonucunda DİSİ 1. parti oldu. Irkçı ELAM ise %3’lük barajı aşarak parlamentoya girmeyi başardı. Önümüzdeki dönemde iki adet de parlamenterle temsil edilecek. Seçim öncesi düşünülen ve yeni dönemde yeni bir müzakere düzenine geçilmesi isteniyordu. Türk tarafının bu isteği ile daha verimli bir çalışmanın yapılacağı umut ediliyor. Yapılan bu öneriye şimdilik kuşkulu yaklaşmak istiyoruz.

    Bu öneri çerçevesinde, toprak konusu başta olmak üzere diğer bütün konularda da atılacak adımlarda daha dikkatli olunması gerekiyor mu ne…

    SEVGİ ile kalınız…

    ahmetgoksan45@gmail.com

    17 Haziran 2016  -  Ankara