• Büyülü sözler…

    Dost kazanmak, ilgi görmek, sevilmek istiyorsan şu sihirli söz yeterlidir: “Para!”

    15:48:48 | 2016-08-20
    ERHAN TIĞLI
    ERHAN TIĞLI      safakgazetesi09@hotmail.com

    Sihirbazlar, “abra kadabra, sim sala bim” gibi birtakım sihirli sözler söylerler, şapkadan tavşan çıkarmak, parayı kaybetmek, kaybolan parayı bulmak gibi aklımızın eremeyeceği şeyler yaparlar.

    Aslında ne sihirdir ne keramet, el çabukluğundadır marifet!

    Ali Baba, Kırk Haramilerin mağarasının “açıl susam açıl!” sihirli sözleriyle açıldığını görür ve aynı sözleri söyleyerek içeri girer, servete kavuşur ama açgözlü kardeşi daha çok servete sahibi olayım derken kapıyı açıp kapayan sihirli sözü unutur, başı belaya girer. 

    Sadece sihirbazlar değil, basit kişiler bile herkesin bilemeyeceği, düşünemeyeceği sihirli sözler söyleyerek olayları kolayca çözerler.

    Gelin bir fıkrayla örnekleyelim ne demek istediğimizi.

    Bir zamanlar çok kibar ve nazik bir genç varmış. Bir arkadaşı kendisine kızmış ve “eşek!” diye bağırmış. Genç bu sözü hazmedememiş, düşüp bayılmış. Ayıltmak için o kadar uğraşmışlar ama bir türlü başaramamışlar. Oradan geçmekte olan Bektaşi ne olduğunu sormuş. Durumu öğrenince, “Çekilin. Ben şimdi onu ayıltmasını bilirim” demiş. Alay etmiş, gülmüşler, “Biz o kadar uğraştık, bir şey yapamadık. Sen ne yapabilirisin ki?” diye sormuşlar. Bektaşi, “Kulağına sihirli birkaç söz söyleyeceğim, şıp diye ayağa kalkacak, göreceksiniz” diyerek gencin kulağına bir şeyler söylemiş ve gerçekten de delikanlı hemen ayağa kalkmış, gülerek oradan uzaklaşmış. Merakla ne söylediği sormuşlar.

    Bektaşi önce, “meslek sırrıdır, söylenmez” demişse de, ısrarlara dayanamamış, sonunda sihirli sözcüğün ne olduğunu açıklayıvermiş;

    “Daha önce kendisine böyle bir söz söylenmediği için çok ağırına gitmiş bizimkinin. Ama ben kulağına kırk kere eşek dedim, alıştı, eskisi gibi etkilenmedi.”

    Günümüzde eşek şakaları yapan birtakım gençleri görünce bu fıkra aklıma geliyor nedense. Biz de böyle şeylere alışmış olacağız ki, yadırgamıyoruz yapılan eşeklikleri...

    Yoksul bir derviş çarşıdan geçerken herkes kendisine takılır, onunla alay edermiş. O da onları güldürür, geçinir gidermiş. Bir gün bizimki hasta olmuş ama kimse yüzüne bakmamış. Buna içerleyen derviş yüksekçe bir taşın üstüne çıkmış; “Hayvanlar!” diye bağırmış. Herkes ne oluyor diye dışarı çıkmış. Derviş onlara şöyle bir bakmış, başını sallayarak, “Amma da çokmuşsunuz ha!” demiş, çekip gitmiş.

    Bir beyin oğlu bir çingene kızına âşık olmuş, bu aşkla eriyip soluyor, deli divane oluyormuş ama kızın babası beyin bütün ricalarına rağmen kızını bu delikanlıya vermek istemiyormuş. Bir dostu durumu haber almış. Beye, “Sen hiç merak etme. Ben ona anlayacağı dille hitap etmesini bilirim” demiş. Bey buruk bir gülümsemeyle, “Hangi sihirli sözü söyleyeceksin acaba?” diye sormuş. Dostu, “Şimdi görürsün” diyerek hışımla çingenenin çadırına dalmış, “Ulan eşek! Ulan hayvan oğlu hayvan! Sen hangi cüretle kızını bu beyin oğluna veriyorsun, eceline mi susadın ha?” diye bağırmış. Çingene yerlere kapanarak, “Ben ettim, sen etme! Kızımı verdim gitti. Bey, kız istemesini bilmiyordu ki” demiş.

    Yerinde ve zamanında söylenen bir sihirli söz kişiyi hapse düşmekten bile kurtarır.

    Adam yolda giderken birinin bir evin kapısını çaldığını ve “Kim o?” sorusunu “zifos” diye yanıtladığını görür. Bu yanıtla kapı açılır, o kişi içeri girer, kadınla sarmaş dolaş olur. Başka zaman bizimki de aynı evin kapısını çalar, söylediği sihirli sözle içeri alınır, zevkine bakar ama zaptiyeler evi basarlar, bizimkini zina suçuyla kadının önüne çıkarırlar. Adam bakar ki, kadı zifos sözcüğünü söyleyen kişi. Hemen yanına yaklaşır, “Efendim. Ben sizin zifos savaşınızda oradaydım” der. Kadı bakar ki iş fena. Hemen kara kaplı kitabını açar:

    “Hattiyse huttuyse, her ne kadar bu haltı ettiyse, zifos savaşında yararlılığı görüldüğü için affedile” der ve bizimkini salıverir. “Bir daha karşıma çıkma, yoksa karışmam ha. Külahları değişiriz sonra” diye onu uyarır.

    Günümüzde de kapalı kapıları açan sihirli sözler vardır.

    Bunlar hemşerilik, aynı partinin, kulübün taraftarlığı, yandaşlığı, arkası kuvvetli olma gibi şeylerdir. İş bulmak, dolgun maaşa konmak istiyorsan, diploma, yabancı dil yeterli değildir. Amcandan, dayından selam ya da “Hamili kart yakinimdir” yazılı kartvizit götüreceksin. Torpil bulacaksın, en yüksek makamlara hop diye konacaksın.

    Kimi güzellere, boşu boşuna, “Senin için canım feda! İste, canımı vereyim” demeye kalkma. “Yatım, katım feda olsun sana! Malımı mülkümü üstüne geçireyim, ne istersen vereyim, gerdanına altın kolye, koluna altın bilezik takayım” dedin miydi akan sular durur!

    Dost kazanmak, ilgi görmek, sevilmek istiyorsan şu sihirli söz yeterlidir:

    “Para!”