• Aydın medyasının asalakları…

    Aydın medyası, bu sınıflamaya girenlerden geçilmiyor. Size bazı isimleri vereyim. Haldun Haşmet Aysan, Servet Töz-Serhan Seyhan-Cemil Ağırbaşer. Şimdi tek tek, medya asalaklığı sınıflamasına giren bu arkadaşları, kamu yararı açısından birer birer tanıtalım.

    14:05:49 | 2021-05-04

    http://yavuzlarmylife.com

     

    “Bir canlının üzerinde ya da içinde sürekli ya da geçici olarak yaşayan, ondan beslenen başka canlı.”

    Asalak kelimesinin anlamı, sözlükte bu.

    Aydın medyası da, bu sınıflamaya girenlerden geçilmiyor.

    Size bazı isimleri vereyim. Haldun Haşmet Aysan, Servet Töz-Serhan Seyhan-Cemil Ağırbaşer. Şimdi tek tek, medya asalaklığı sınıflamasına giren bu arkadaşları, kamu yararı açısından birer birer tekrardan tanıtalım.

    Haldun Haşmet Aysan...

    Mersin-Aydın hattındaki FETÖ kumpasının, tam porsiyon kumpasçılarından. Mersin davasında 70 sayfaya sığdırdığı 303 yalan beyan ile dünya kuruldu kurulalı kırılması güç bir rekorun sahibidir.

    Eski bürokrat olarak gezer. Mesleğini yapması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yasaklanmıştır. Zaman zaman Aydın ve İzmir medyasında köşe yazarlığı yapmış, kimin aleyhine yazılar yazdıysa, daha sonra onlara el altından uzlaşma için haberler saldığı, tek tek ortaya çıkmıştır.

    Yalan beyan ve belge üretme uzmanıdır.

    Medya yoluyla güç devşirdiği ve koruma sağladığı için, kumpaslarına alet olmayan hakim ve savcılara, “it-kopuk-Fetö’cü” demesiyle, onları tehdit etmesiyle nam salmış bir zat-ı muhteremdir.

    Son olarak İstanbul BŞB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yakın çalışma ekibine, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine yönelik ve hiç ilgisi olmadığı halde Erkan Karaarslan üzerinden kurmaya kalkıştığı kumpasta çökmüştür.

    İstanbul’daki Emrah Yalçın gibi kumpaslarına alet ettikleri mahkemelerde bir bir itirafçı olup, yalan beyanda bulunduklarını açıklamışlardır. Davalar bitip sıra Haşmet Aysan dahil kumpas ortaklarının yargılanması sürecine gelindiğinde, bakalım hepsi ne inciler döküleceklerdir.

    Erkan Karaarslan'ın diğer davalarına emsal teşkil edecek nitelikte İstanbul'daki davalardan bir bir beraat edip aklanması sonrası, bu kadar iftira boyutunda yalan beyan üretme makinesi Haldun Haşmet Aysan cephesinde, adeta ölüm sessizliği hakimdir. Arada sırada isim vermeden bizlere sövüp siyse de, şu ara sesi soluğu kesilmişe benzemektedir.

    Yalan beyanları ve yalan beyan sahibi olduğu sadece mahkemece değil, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince de tespit edilen Haşmet Bey, ihrama girip Kabe önünde verdiği pozları paylaşma yöntemiyle, “Hacı Haşmet Efendi” sıfatını da hak etmek için, epey gayret göstermektedir. Şeytanın dahi kendisini taşlamasından dolayı hicap duyduğu muhtemeldir.

    Önüne geleni Fetöcü’lükle suçlar, fakat kullandığı yöntemler Fetö melanet şebekesinden daha ileridir. “Hacı Haşmet Efendi, haydi bizleri şikayet et” çağrılarımızı duymazdan gelir. İsimsiz söver, iftira atar, tehdit eder, gel şu işi mahkemede halledelim dediğinizde, ihrama girip Kabe’ye kaçar.

    İhrama girdin diye, Yüce Yaradanı da kandıracağını mı sandın be mübarek!..

    Gönlün ferah olsıun, iki cihanda kurulacak mahkemede hesap vereceksin..

    Sırada Aydın Medyasının Kumpas-İftira ve İntihalden sorumlu ikinci ismi var.

    Servet Töz.

    Ayrancılıktan fahri köşe yazarlığı, oradan kendince gazeteciliğe terfi etmiştir.

    Gazetecilik mesleğini kamu yararı adına değil, yakınlarına yol açmak anlamında kullanır.

    Gazetecilik onun için bir yanda sorun yaşarsa, ailecek seyyar devlet gibi, diğer yana transfer olmak aracından öte bir şey değildir.

    İntihalci, yani halk arasındaki tanımıyla emek-fikir hırsızıdır. Hem de okkalısından.

    Fetö Borsası denilen haberleri İzmir medyasından almış, o haberleri yaptıkları için kimi silahla yaralanan, kimi cezaevlerinde yatan gazetecilerin tek bir tanesinin dahi adını kaynak göstermemiştir.

    Son olarak yine İzmir medyasında çıkan haberleri kaleme almış, yine kaynak göstermeden kendi yazıları gibi paylaşmıştır. Sonra da, “ben yazmıştım, ben etmiştim” demiştir. Kazara bir şikâyet olsa, “Ben değil başkaları yazmış, oradan aldım” der çıkar işin içinden.

    Fıtrat meselesi. Can çıkar huy çıkmaz demişler. Adam intihal yani emek-fikir hırsızlığını meslek edinmiş, var mı daha ötesi.

    Servet Töz, Mersin-Aydın'daki Fetö ve diğer bağlantılı alt kumpaslarda, eski kankası Hacı Haşmet Efendi misali çok usta kurgularda yer almıştır. Özellikle Şaban Demirtaş ile diğer dört arkadaşını kurgulayıp yönlendiren, etkin bir yarım porsiyon kumpasçıdır.

    Keser ve sap döndüğünde, Servet Töz de kullandıkları, yönlendirdikleri kişiler tarafından, elbet ele verileceklerdir. Zaten iş o raddeye geldiğinde, HTS yani telefon görüşme kayıtları çok şeyi ortaya koyacaktır.

    Gazetecilik mesleğini kindar-riyakar-kumpaskar-fitnekarca kullanmaktan çekinmeyen Servet Töz'ün ne olduğunu daha iyi anlamanız açısından, bazı detayları açmamız elzemdir.

    Her yazısında Erkan Karaarslan'ı hedef alan Servet Töz, el altından Erkan Karaarslan'a mesaj üzerine mesaj atmaktadır. Hatta o kadar saygılıdır ki Erkan Karaarslan'a, “Hocam” diye hitap etmektedir.

    Be Allahın kulu!...Adama ha bre Fetöcü yazdınız, kumpaslarda Hacı Haşmet Efendi ile ortaktınız, ne işin var yazar durursun adama? O Fetöcüyse, Aydın'ı soyduysa, senin ne işin var adamla? Erkan Karaarslan seninle görüşme kayıtlarını ortaya döküp, “Yoksa sen de Fetönün Fitne-İftira ve Kumpastan sorumlu Aydın imamı mısın?” diye sorsa, ne cevap vereceksin?

    “Özlem Çerçioğlu Aydın'ı Erkan Karaarslan’a soydurdu” diyorsun, MASAK-SAYIŞTAY dahil tüm devlet kurum ve organları, ortada böyle bir para, böyle bir olay olmadığını tek tek ortaya koydular.

    Senin gibi bir yandan adama iftira atıp, diğer yandan, “Hocam elinizde bilgi-belge varsa bana verir misiniz?” diye yalvar yakar ricacı olan bir müfteriye mi inanacağız, devlet ve yargı organlarının tespitlerine mi?

    Hesap günü yavaş yavaş geliyor İntihalci Servet Töz.

    Bak tek tek beraat kararları çıkıyor. Eski kumpas ortağın Hacı Haşmet Efendi ile seni saran korkudan kaynaklı iftira bombardımanına devam etme çabanız,hiç birinizi kur-ta-ra-ma-ya-cak!..

    Aziz Türk Milleti!..

    Hiç vicdanları sızlamadan, gerçekler devlet tarafından ortaya konduğu, devlet eliyle kumpasın çökertildiğini gördükleri halde insanları vatan hainliği ile suçlayan Hacı Haşmet Efendi ile Servet Töz, iyi bilin ki hesap verecekleri günlerin korkusuyla uyku uyuyamıyorlar.

    Düştükleri bataklıkta çaresizce çırpınan bu muhteremler, yine emin olun ki ileride kendilerini kurtarmak için, yazılarında gönderme yaptıkları Emin Efendi gibi Yunanı bile davul zurna karşılamaya hazır ve de nazır durumdalar.

    Kurtarmaz hemşerim kurtarmaz bunlar sizi. Herkes herkesi biliyor, herkes de ne yaşattıysa onu yaşayacak!..

    Eski kumpas ortakları Hacı Haşmet Efendi ile İntihalci Servet Töz'ü üzecek bir haberimiz olmuştu. Erkan Karaarslan'ın, diğer davalara da örnek teşkil edecek şekilde, Ekrem İmamoğlu'na da kurulmaya çalışılan kumpasın çöküşünü, Aydın Şafak Gazetesi olarak Türkiye'ye bizler duyurmuştuk.

    Erkan Karaarslan'ın beraati sonrası artık kumpas süreci, ulusal medyaya konu olmaya başladı. Hayatı FETÖ ile mücadeleyle geçmiş, bizler gibi ağır bedeller ödemiş yine de mücadelesinden vazgeçmemiş Barış Pehlivan, Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde, Erkan Karaarslan ve onun üzerinden Haşmet Aysan vasıtasıyla kurulan kumpasların çöküşünü, bakın nasıl işlemeye başlamış.

    Önümüzdeki süreçte, kitaplara konu olacak şekilde, tarafımızca kamuoyuyla paylaşılan bilgi ve belgelerin, daha derinlemesine işleneceği muhakkak. Tabiki iki kumpas ortağı Hacı Haşmet Efendi ile İntihalci Servet Töz, emin olun o kitaplarda kumpas, iftira, itham ve kurgularıyla yer alacaklar. Gelecek nesillerine, büyük utançlar bırakacaklar.

    Başkasının çoluk çocuğuna bile acımadan hala aynı yalanları sürdürmekte ısrarcı olan bu güruha merhamet, Allaha hakaret vatana ihanettir.

    İşte Hacı Haşmet Efendi ile İntihalci ortağı Sevet Töz'ün kumpas ve iftiralarına yanıt gibi, Barış Pehlivan'ın o yazısı.. okumak için lingi tıklayınız.. https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-pehlivan/imamoglunun-suclanan-elleri-1833257

    Sırada kumpas sacayağının üçüncü buçuk elemanı, Serhan Seyhan var.

    O da bir yandan Erkan Karaarslan'a, “Hocam hocam hocam” deyip yalvarıyor iken, diğer yandan bir trilyon lira, (Eski parayla bir katrilyon) götürmekle suçluyordu. Erkan Karaarslan üzerinden Haşmet Aysan ve Servet Töz ile birlikte, yalan beyanlara dayalı FETÖ kumpaslarını sürdürüyorlardı. Hem de avukatıyla kendisiyle görüşmelerine rağmen. Hem de devlet ve yargı organları, tüm kumpası çökertmiş iken.

    Anlayacağınız bunların derdi, Vatan-Millet-Sakarya değil, kendi çıkarları ve kendi hesapları. Arkadaşlar doğru gerçek her duyduklarını araştırmak yerine zırvalamayı gazetecilik zannettiklerinden, aynı modda devam ediyorlar.

    Serhan Seyhan, Erkan Karaarslan hamlesinde bildiğiniz yargı ve kamuoyu şamarını yedikten sonra, yeni kumpasçıklara yelken açtı. Aslında pek girmek istemiyordum fakat Emin Aydın'ı Erkan Karaarslan kumpasında olduğu gibi, bildiğiniz kekliyor. En son ellerinde suç belgesi diye bir evrak sallıyorlar.

    Olayı anlatayım, kamuoyu aydınlansın.

    “Suçççç, zamanaşımına girecekkkk” diye bağırdıkları yalan beyanları ne biliyor musunuz? 2014 BŞB seçimlerine kadar uzanan, bir proje ihalesi.

    Serhan Seyhan ayrancılıktan gazeteciliğe geçen İntihalci Servet Töz gibi o sıralar daha ekmek büfesi işletmeciliğinden, gazeteciliğe geçme çalışmaları yapıyordu.

    Eski Aydın Merkez şimdiki Efeler İlçesi Zafer Meydanı'nda, AS-Kİ binası yapılması için çalışmalar başladı. Proje ihalesine çıkıldı, 108 bin liraya projesi çizdirildi. Büyükşehir sonrası Aydın Valiliği-Aydın BŞB ve Efeler Belediyesi arasında yaşanan mal paylaşımı tartışmaları, mahkemelere kadar taşındı. Öyle olunca Zafer Meydanı'ndaki alan bir BŞB bir Efeler Belediyesi arasında gitti geldi. Bu nedenle de AS-Kİ için yapılması planlanan bina projesi, zorunlu şekilde iptal edildi.

    Serhan Seyhan, Emin Aydın'ı da kekleyerek, halka bunu suç gibi aktarmaya çalışıyor. Dedim ya yalancı çobana döndüler. Doğru söyleseler de insanların inanası gelmiyor. Dikkat edin Mersin-Aydın kumpasının üçlü sacayağı Hacı Haşmet Efendi-İntihalci Servet Töz-Küçük Haşmet Serhan Seyhan, herkese dil uzatırlar, sadece ve sadece eski Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan'ı yazmazlar. Ve yine dikkat edin, üçü de birbirlerine dalmazlar. Çünkü tüm kumpaslarda beraberdiler.

    Şimdi gelelim bu medya asalaklarının nelere dokunmadıklarına.

    Mesut Özakcan, eski otogar alanı üzerinde “belediye binası yapacağım” diye proje ihalesine çıktı, ödenen para 2 milyonu yani eski parayla iki trilyonu buldu. Yani Serhan Seyhan'ın suç diye yırtındığı rakamın 20 katı.

    Serhan Seyhan ile Emin Aydın, zorunlu vazgeçilen 108 bin liralık Zafer Meydanı proje ihalesini suç gibi aktarmaya çalışırken, tek bir proje çizimi için 2 milyona yakın ödeme yapan Mesut Özakcan ağalarını neden görmezden geliyorlar acaba?

    Bu sorunun yanıtını, kamu vicdanına bırakıyorum.

    Mesut Özakcan döneminde doğrudan teminler, ihaleler, imar izinleri, bunları hiç ilgilendirmiyor mu? Seçimler sonrası yaptığım araştırmalarda, her ne kadar yasal kılıflar uydurulmaya çalışılsa da, Efeler Belediyesi'nde 70 milyonluk bir kamu zararı oluştuğu yönünde iddialar vardı. Bu rakam da, işin görünen yüzü diyorlardı.

    Kardeşim Mesut Özakcan döneminde halka patlamış mısır dağıttık diye 200 bin liralık fatura kesilmiş, asker çıkmayan köyde asker yemeği gösterilmiş ve daha binlerce örneği var iken, kendilerini kamu malını koruyan kahramanlar gibi lanse etmeye çalışan Hacı Haşmet Efendi-İntihalci Servet Töz ve Küçük Haşmet Serhan Seyhan, neden bunların tek birine dahi girmezler?

    Bu üçlü kumpas sacayağının dertleri başka...

    Ama bilsinler ki, riya-iftira-itham-yalan beyan üzerine kurdukları ana FETÖ kumpası ile alt kumpasları, birer birer çöküyor. Ve çökmeye devam edecek!.. Ne kadar kaçarlarsa kaçsınlar, o hukuk ve kamu vicdanı önünde hesap günleri gelecek.

    Bu üçü var ya bu üçü... Bunlar Şark Kurnazı bile değil, hepsi Şirk Kurnazı...

    * * *

    Yazımızın sonunda, bu üçlü kumpas ortakları ile ilgisi olmasa da, medyayı aynı şekilde fütursuzca kullanmaya kalkışan Cemil Ağırbaşer'e değineceğim.

    Aslında bu yazıyı çoktan hak ediyordu, çok sabrettim.

    Mantar misali bir anda, “Ben Sabah İstanbul'dan geldim” diye önce Kuşadası, sonra Aydın medyasına düştü. Hesapta İYİ Parti kurucuları arasında yer aldı. Şimdi de, herkese salça.

    Aslına bakarsanız, bunları ciddiye alıp okuma veya izleme gibi niyetim hiç olmadı. Sadece İYİ Partililer, önceki İl Başkanı Cemal Sarı ile yaptıkları programı attı. Rezalet, kepazelik, vurdumduymazlık ne ararsanız var.

    İYİ Parti İl Başkanı Süleyman Demirci için, “Lan” kelimesi dahil, demediğini bırakmamış. Sadece Süleyman Demirci için değil, hangi parti başkanı için olursa olsun, kullanılmayacak hitaplar.

    Eleştirmek herkesin hakkıdır.

    Böylesine fütursuzca saldırmak, kimsenin hakkı olmamalıdır.

    Cemal Sarı ise, bu kendini bilmezler yanında kendini bitirdi. Bırakın kendi partisinin seçimle gelmiş İl Başkanı, hangi siyasetçi için olursa olsun, o pespaye sözleri ettirmemesi gerekirdi. Tam bir siyasi zavallılık. Ya müdahale edersin ya oradan kalkıp gidersin. Nasıl bir aymazlık, nasıl bir acizliktir bu Cemal Bey!.. Seni affetmek mümkün değil...

    Çünkü çıktığın programdaki medyayı etik dışı şekilde kullanmayı adet edinen Cemil Ağırbaşer'in ne olduğunu bizden iyi biliyorsun.

    İYİ Parti kurucularından Engin Yılmaz, senin listene neden girmedi, neden seçimi kaybettin sanıyorsun? Cemil Ağırbaşer gibileri listene alırsan, partililer de sandıkta dersi böyle verir.

    Kamuoyuna da anlatalım.

    Cemal Sarı'nın süt dökmüş kedi gibi yanında durduğu, Cemil Ağırbaşer kimdir?

    Engin Yılmaz, İYİ Parti kurucularından ve partinin gençlik kolları, seçim sistemi yapılanmasından sorumlu, en sevilen simlerinden. Cemil Ağırbaşer, onu bile çarptı, iş icralık oldu.

    Ve başka bir can alıcı nokta.

    AY-KONUT Projesi Yüklenici Firması Yavuzlar İnşaat'ın, bir dönem basın işlerini almıştı. Medyaya reklâm veriyorum diye çakma siteler kurup, adamların iyi niyetini suistimal edip, çakma sitelerine çıkarttığı reklam ödemelerini bir güzel cebine indirdi.

    Yetmez gibi o siyasetçiyle işinizi çözerim bu siyasetçiyle işinizi çözerim diye, BMV bile istemeye kalktı. Taraflarla bizzat görüşüp tek tek öğrendiğim olaylardır.

    Cemal Sarı da böylelerinin yanında el pençe divan, partisinin kurumsal kimliğine yapılan saldırılara bile sessiz. Sonra da seçimi niye kaybettim diye sağa sola bakıyor.

    Cemal Bey, Cemal Bey.. Bırak kaybettiğin seçimi, Aydın Millet İttifakı’nda öyle yaralar açtın ki, yarınlarda her nereye aday olursan ol, insanlara sana bunları hatırlatacak.

    Ya çözemiyorsun, ya aklın almıyor. Olaylar Süleyman Demirci ile Çağlar Çelikez'i eleştirmekten öteye geçti, İYİ Parti'nin kurumsal kimliğine saldırıya dönüştü. Bunun asli müsebbibi de sen ve çevrendeki üç beş kişi. Artık bu utançla yaşamak, sana kaldı.

    Hala anlamadıysan, ne olduğunu söyliyim.

    Süleyman Demirci-Çağlar Çelikez ikilisi şu an kahraman, sen ise sadece kendi partinde değil, kamu vicdanında da bittin. İYİ Parti Genel Merkezi ve Aydın İYİ Parti tabanı, Süleyman Demirci ve yönetimi arkasında hem de kapı gibi birleşti. Çünkü yapılan saygısızlık, senin çanak tuttuğun ithamlar, aymazca laflar, doğrudan İYİ Parti’nin kurumsal kimliğine saldırıya dönüştü. Aydın da ön seçim olsun, yedek listeye bile giremezsin.

    İYİ Parti Genel Merkezi de Süleyman Demirci arkasında, sadece, “Öncelik ülkemizin geleceği. Saldırılara cevap vermeyin, biz her şeyi biliyoruz. Vatanın geleceği için sabredin” denildi.

    Aydın'da Millet İttifakına çomak sokulduysa, bil ki buradaki asli sorumlu sen ve etrafındaki üç beş kişidir Cemal bey. Bunları da bizzat kendiniz yaşayıp göreceksiniz.

    Bir sözüm de TVDEN sunucu ve program yapımcısı Emin Aydın'a.

    Güzel kardeşim, sürekli durumlarla hareket ediyor ve hitaplarınızda büyük yanlışa düşüyorsunuz. Aydın BŞB Başkanı Özlem Çerçioğlu için her programda, “O kadın” hitabını kullanıyorsun. Varsa elinde bilgi belge, bu eylemde şu usulsüzlük, bu ihalede şu yolsuzluk var dersin, kamuoyuyla paylaşırsın, gider devlet kurumları, yargı organlarına verirsin.

    Yukarıda ifade ettiğim gibi hiç bir siyasetçi için, “Lan” kelimesi yakışmadığı gibi, hiç bir yönetici hakkında da “O kadın” kelimesi yakışmaz. Zaten yaptığınız programlarda işlediğiniz konular İntihalci Servet Töz gibi İzmir medyasından alınma. Kendinizden ne bir katkınız, ne bir belgeniz yok. Adamların isimlerini bile vermiyorsunuz. Bu da emek hırsızlığıdır.

    Bunun yanında dikkat ettiyseniz başka medya kuruluşlarında pek çok haber ve makale çıkıyor. Tek birinde, “O kadın” ya da “Lan” hitabı yok.

    Şimdilik bu kadarla sınırlı kalalım... Çok ısrar eden çıkacak olursa, kaldığımız yerden devam ederiz.

    Aziz türk Milleti... Sözün özü, İntihalci Servet Töz, “Aydın'ın sırtındaki asalakları” yazarken, unuttuklarını hatırlatıp, bugünkü sayfayı böyle kapatalım dedik...

    Kaşınanı kaşımak haktır, uslanmıyorsa hak ettiğini vermek müstehaktır...