• Aydın’da JES’e karşı direniş…

    Aydın Kızılcaköy’de JES’e karşı direniş sürüyor. Dün, jandarma ve sivil özel güvenlik güçleri eşliğinde köy yakınındaki araziyi tel örgü içine almak için beton direklerle çevreleyen şirkete karşı köylüler geri adım atmadı. Köy meydanındaki direniş çadırlarını JES şirketinin çevirdiği ve jandarmanın 24 saat nöbet tuttuğu arazinin karşısına taşıyan köylüler gece de direnişe devam etti. Aydın Kızılcaköy’de yaşanan olaylar CHP Milletvekili Süleyman Bülbül tarafından TBMM’ne taşındı. CHP’nin Menderes Havzası ile ilgili Meclis’e sunduğu araştırma önergesi AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi.

    19:43:09 | 2018-12-04

    Aydın milletvekillerini ve kentteki tüm kurumları kendilerine destek olmaya çağıran Kızılcaköylüler, yaşam alanlarında JES istemediklerini, şirket arazilerini terk edene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtiyorlar. Köylülere Aydın ve civar köylerden de destek artarak devam ediyor.

    Jandarmanın JES arazisine giden yolları kapatması nedeniyle tarlalarına gidemediklerini belirten köylüler, kendilerine kapatılan yolun şirketin çalışmaları için açık tutulduğunu dile getiriyor.

    KÖYDE KİMLİK KONTROLU

    JES şirketini arazilerin çevresine beton direkler dikip tel örgü içine aldığını belirten köylüler, jandarmanın da köy içinde sık sık gelişi güzel kimlik kontrolü yapmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Köylüler Cumhuriyet Başsavcılığına vermek için hazırladıkları dilekçede Anayasanın 23. maddesine göre herkesin, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğuna vurgu yaparak, “Tarlamıza bahçemize gitmemizin jandarma tarafından engellenmesi, herhangi bir suç şüphesi olmamasına rağmen 4-5 kere olacak şekilde kimlik kontrolü yapılarak tedirgin edilmemiz Anayasaya aykırıdır. Seyahat etme hürriyetimiz ihlal edilmiştir” dedi.

    KÖYLÜLERDEN BASIN AÇIKLAMASI…

    Köylüler yaptıkları basın açıklamasıyla savcılığa yapacakları şikâyet dilekçesini okudu.

    Köylülerin dilekçesi şöyle:

    “03.12.2018 tarihinde Aydın / Kızılcaköy Mahallesi  Sarının Kuyusu mevkiinde bulunan tarlama giremedim, jandarma yolu kapatmıştı, ancak Güriş şirketinin çalışanları girebiliyordu. Köylülerle birlikte baktığımızda bu mevkiide bulunan jeotermal sahasının çevresine beton direklerin dikildiğini etrafına tel çekildiğini gördük. Bu nedenle engellendiğimizi anladık. Hatta köy içinde yürürken 4-5 kere olmak üzere jandarma tarafından kimliğimiz soruldu.

    Anayasamızın 23. maddesine göre ‘Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir’ Tarlamıza bahçemize gitmemizin jandarma tarafından engellenmesi, herhangi bir suç şüphesi olmamasına rağmen 4-5 kere olacak şekilde kimlik kontrolü yapılarak tedirgin edilmemiz Anayasamızın 23. maddesine aykırıdır, seyahat etme hürriyetimiz ihlal edilmiştir.

    Yine bu yapılanlar Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan ‘herkes kanun önünde eşittir’ ilkesine aykırıdır. Jandarma, Anayasal suç işlemiştir.

    Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinde ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi işlemleri tamamlanmadan ve gerekli izinler alınmadan işletme faaliyetlerine başlanmaz’ şeklinde hüküm vardır.

    Oysa köyümüzde jeotermal kuyusu çakmak isteyen Güriş şirketi Jeotermal sahasının etrafını telle çevirmek ve beton direk çakmak suretiyle çalışmalara başlamıştır. Oysa ilgili mevzuata uygun olarak alması gereken izinleri almamıştır, ÇED işlemlerini tamamlamamıştır. Buna rağmen jeotermal tesisi kurma çalışmalarına başlamak suretiyle mevzuata aykırı davranmış, hukuksuz işlem yapmıştır.

    Yukarıda açıkladığımız üzere, kendi köyümüzde seyahat etme özgürlüğümüzü engelleyen, Anayasamızın 23. ve 10. maddesini ihlal eden ilgili jandarma biriminden, mevzuata aykırı davranarak gerekli izinleri almadığı ve ÇED sürecini tamamlamadığı halde köyümüzde jeotermal tesisini kurma çalışmalarına başlayan Güriş şirketinden şikâyetçiyiz, suç duyurusunda bulunuyoruz.

    Soruşturmanın yapılarak sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını saygıyla arz ve talep ederiz.”

    ASKER MÜDAHALE ETTİ, 3 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI..

    Öte yandan sabah saatlerinde jandarma ile köylüler arasında arbede yaşandı. Askerlerin itmesi sonucu ayaklar altıda kalan Kızılcaköylü bir kadın bayıldı. Jeotermal santral kurulmasına karşı olan mahalle sakinlerine Jandarma ekipleri müdahale etti. Çıkan arbedede yaralanan üç kadın ambulansla hastaneye kaldırıldı.

    Özellikle kadınların ön planda olduğu direnişte jandarma köylüleri ‘yapacak bir şey yok’ diye ikna etmeye çalışırken, sayıları her geçen an artan köylüler ise topraklarında JES istemediklerini, kuyu açılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

    Kızılcaköylüler Güriş işçilerinin direklerin dibine beton dökmelerine yine izin vermedi. Köylüler asker ve polise 'Siz halkı değil şirketleri koruyorsunuz' diyerek tepki gösterdi. Köylüler şirket çalışanlarına da 'Askerin arkasına saklanmayın' diye tepki gösteriyor. Kızılcaköylülerin bekleyişi sürüyor. Bölgeye ayrıca bir midibüs daha çevik kuvvet polisi getirildi. Köylülere çeşitli partilerden destek için gelenler de oldu.

    CHP’Lİ VEKİL BÜLBÜL MECLİSE TAŞIDI…

    MENDERES HAVZASIYLA İLGİLİ VERİLEN ÖNERGE AKP VE MHP OYLARIYLA REDDEDİLDİ..

    Aydın Kızılcaköy’de yaşanan olaylar CHP Milletvekili Süleyman Bülbül tarafından TBMM’ne taşındı.

    CHP’nin Menderes Havzası ile ilgili Meclis’e sunduğu araştırma önergesi AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi.

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, “Menderes nehrinin kirlenmesine neden olan faktörlerin araştırılması, su kirliliği nedeniyle yetiştirilen tarımsal ürünlerdeki sorunların çiftçiye ve ülkeye verdiği mali zararın belirlenmesi ve şimdiye kadar yaratılan ekolojik hasarın, ekonomik zararın ve sağlık sorunlarının giderilmesi amacıyla yapılacak eylem planlarının oluşturulması” hakkında araştırma komisyonu kurulması için verdiği önerge dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.

    “MENDERES ÖLÜM SAÇIYOR”

    Önerge sahibi olarak konuşma yapan Bülbül, Büyük Menderes Havzası’nın can damarı olan Menderes nehrinin evsel ve endüstriyel atıklar ile bor içerikli jeotermal kaynak suların reenjekte edilmeden nehre deşarjı ile kirlendiğini belirterek, “Menderes artık hayat vermiyor, zehir ve ölüm saçıyor” dedi.

    Nehrin suları ile sulanan topraklarda yetişen ürünlerin artık “sağlıklı ürün” vasfını yitirdiğini belirten Bülbül, “Toprağın kirlenmesi bölgede de yaşayan 2 buçuk milyon vatandaşımızı doğrudan, 80 milyon vatandaşımızı ise dolaylı yollardan, tarımsal ürünler aracılığı ile tehdit ediyor. Nitekim Aydın Tabip Odası’nın bölge halkı üzerinde yaptığı araştırmaya göre Menderes bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızda ciddi oranda kanser vakası tespit edildi” ifadelerini kullandı.

    “NARENCİYELERDE YÜKSEK MİKTARDA BOR TESPİT EDİLDİ”

    Kuyucak ve Nazilli civarlarındaki toplam 22 hektar alandaki narenciye bahçesinde yapılan analizler sonucu ürünlerde yüksek miktarda bor maddesi tespit edildiğini söyleyen Bülbül, Uluslararası Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın verilerine vurgu yaptı.

    Buharkent, Nazilli, Kuyucak, İncirliova ve Söke’de yapılan su analizlerinin “düşük kalite” olarak belirlendiğini ifade eden Bülbül, “Bu ölçüdeki sular ‘sulamada kullanılmaz’ tanımıyla literatüre geçmiştir” dedi. Bülbül Önlem alınmaz ise yakın zamanda Söke Ovası’nda da tarım yapılacak toprak kalmayacağı uyarısında bulundu.

    “Havzada yaşayan her canlının, bireyin, topluluğun ve ekonomik birimin öncelikle temiz ve erişilebilir su kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına yanıt veren bir sistem kurulmalıdır” diyen Bülbül, araştırma önergesinin kabul edilmesini talep etti.

    Görüşmelerden sonra araştırma önergesinin oylamasına geçildi.

    Önerge AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.