• Aydın BŞB’de neler oluyor?

    “Ödenekli belediye tiyatrolarındaki FETÖ’cüler de sırasını beklesin..”

    12:53:32 | 2017-11-06

    ÖZLEM ÇERÇİOĞLU'NUN SANATA BAKIŞI TİYATRO GAZETELERİNE BİLE KONU OLMUŞ... TÜM YAŞANANLARA KARŞI AYDIN ŞEHİR TİYATROSU KURUCUSU YALÇIN DİNCER SESİNİ KORKUSUZCA YÜKSELTENLERDEN.. SAHİ AYDIN SANAT TİYATROSU ŞİMDİ NEREDE? SANAT ÜZERİNDEN OY DEVŞİRENLER NELER YAPIYOR?

    “Tiyatro Gazetesi” yazarı Nazif Uslu 1 yıl önce Aydın BŞB Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun sanata bakışını kaleme almış. Hafızaların tazelenmesi açısından Nazif Uslu’nun yazısını aynen yayınlıyoruz..

    AYDIN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NDE NELER OLUYOR?

    Bir ulusun türkülerini, sanatını yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.

    William Shakespeare

    Ege’nin güzel bir ili olan Aydın’da gün geçmiyor ki bir skandal yaşanmasın.

    Politik veya yerel yönetimde yapılan veya yapılamayanları diğer basın mensuplarına

    bırakarak alanımızla ilgili yaşanılanlardan biraz bahsetmek istiyorum.

    Aydın'da Özlem Çerçioğlu döneminde kültür sanat alanında 2015 Nisan ayından bu yana

    yaşanılanlar hala gündem oluşturmaya devam ediyor.

    Yaklaşık iki yıl önce tiyatroda çalışan namuslu insanlar yaşanılan yolsuzlukları belgeleriyle belediye teftiş kuruluna sunuyorlar.

    Onlar sanıyor ki Belediye Başkanları Çercioğlu bunlara aferin diyecek.

    Evet, Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu onları ödüllendiriyor.

    Hem de nasıl!

    Tiyatronun Genel Sanat Yönetmeni ve diğer çalışanlarını evlerinin kilometrelerce uzaklığındaki bir ilçeye sürerek. Siz misiniz kültür sanat çalışmalarında yolsuzluğu ortaya çıkaran, alın size ödül! Kültür koordinatörü yolsuzluğa ortak olmadığı, diğerlerinin yanında durduğu için işten atılıyor. İşe iade davası açıyor. Diğer arkadaşları, mahkemede, saçma sapan bir nedenle işten atılan Keleşoğlu lehine gerçekleri anlatarak davayı kazanmasını sağlıyor. Şu an belediye bir üst mahkemeye başvurduğu için karar temyiz aşamasında bekliyor.

    Mahkemede şahitlik yaptıktan sonra, daha şiddetli mobbinge uğrayan bir çalışan ise

    sürgünlere dayanamayıp istifa etmek zorunda kalıyor…

    Şehir Tiyatrosu'nun müzik direktörü olan Alpdoğan Selçuk, bir hamal gibi çalıştırılarak, belediyenin açılışlarında demir taşıtılıyor. Yanlış duymadınız... Üstelik elinde ağır kaldırmasını zorlayan bir rahatsızlığı olmasına rağmen.

    Genel Sanat Yönetmeni konumunda olan meslektaşımız ise 657'ye tabi. Memurlukta çok

    eski değil. Eh, işi bitiren malı götürenler kadar kulağı kesik de değil. N’apsın memurluğuna

    devam ediyor ama nasıl...

    Merkezde oturan bu arkadaşımız, her gün Aydın ilinin en ücra köşelerine gönderilip drama dersi vermek zorunda bırakılıyor. Gittiği ilçeler çok uzak olduğu için gece evine dönmekte zorlanıyor, birçok gece oralarda kalmak zorunda kalıyor.

    Bu nasıl bir intikam alma hırsıdır?

    Kaldı ki bu arkadaşımız Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu ve alanında birçok başarıya imza atmış bir isim.

    Bu arkadaşımıza başka daha ne işler verildi bir bilseniz... Oradan oraya sürüp durdular.

    Önce Denizcilik Dairesi'ne, sonra Sağlık İşleri Dairesi'ne...

    Böyle bir insanda sağlık mı kalır?

    Kalmadı da!

    Ama o, sabırla başkanı bir gün hatasını anlar ve düzeltir diye düşündü.

    Bazı kişilerin, kendisi hakkında yöneticilere nasıl yalanlar ve iftiralar attığından o zaman haberi yoktu.

    Hatta olaylardan sonra bir gün, tiyatro gazetesi Aydın-Üniversite muhabirimiz, bir etkinlik

    çıkışında Özlem Çerçioğlu'nun yanına yaklaşıyor ve "Sanat yönetmeni ve

    arkadaşlarını neden görevden aldınız. Kamuoyu merak ediyor. Birçok insan onu destekliyor

    ne diyorsunuz?" diye soruyor.

    Muhtemelen arkadaşımızın gazeteci olduğunu anlayamayan başkan, onu kolundan çekerek, "Serkan Savcılığa gitti. Onu savunma sende gidersin diyor.."

    Ve böylece tiyatrocuları sanki suç işlemiş gibi göstermeye çalışıyor.

    Bürokratlarından nasıl yalan yanlış bilgiler aldıysa, sinirini muhabirimizden çıkarıyor.

    Eh serde sanatçılık var, n’apsın naif adam? En sonunda dayanamayıp tarafına uygulanan

    baskı, yıldırmadan sonra mobbing konusuyla savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.

    Tabii kazanacak. Ama kendisine yaşatılan bu acılar hiç geçmeyecek. Yapanın yanına kar kalacak. Kalacak mı? Dava açıldıktan sonra, onlarca, yüzlerce sanatçı bu davaya müdahil olacak!

    Serkan Fırtına ve arkadaşları yalnız değildir! diye boşuna bağırmadık.

    Bir sürü meslek örgütü sivil toplum kuruluşundan yüzlerce dostumuzla sabırla bekledik... Ve hala bekliyoruz...

    Burada üzerinde önemle durulması gereken bir ayrıntı da var. Bu namuslu insanların

    hayatları pahasına ortaya çıkardığı usulsüzlükler -çünkü o süreçte birçok tehdit alıyorlar-

    Valilik tarafından açılan soruşturma sonucunda da kesinleşiyor. Serkan ve arkadaşları

    hakkında "soruşturmaya gerek yoktur" kararı veriliyor. Malum kişilere ise savcılık tarafından

    soruşturulmaları gerektiğine dair bir karar verilerek usulsüzlükleri belgeleniyor.

    Bu olaylar olunca kimler aranmadı ki!

    CHP Genel Merkezi, MYK üyeleri, bölge milletvekilleri. Hiçbiri de tın demedi. Zamanın CHP Başkan yardımcısı kültür platformu yürütücüsü, sözcüsü, kültür eski bakanı Ercan Karakaş, Ak Parti’nin sanata yasakları ve sansürleriyle ilgili her ay düzenli rapor yazıp herkese gönderirken“Ben bu konuları kendisine yazdım.”

    Ondan da ses çıkmadı.

    Anlayacağınız hepsi tıntındı.

    Olan yine mazluma oldu.

    Bu arkadaşlar görevdeyken Aydın, Ege’de kültür sanatın başkenti olmaya adaydı. Şimdi

    yine tın. Tiyatro kapandı mı, tabii ki hayır! Yerine bir işgüzar mühendis atamışlar, genel sanat

    yönetmeni diye. Tiyatroyla ilgisi ve bilgisi nasıl diye sormayın, o da tın!

    Ona da bu yıl görev vermemişler. Yerine Azerbaycan'dan yetmişli yaşları geçmiş emekli bir tiyatrocuyu sanat yönetmeni olarak görevlendirmişler. Shakespeare'i mezarından çıkarıp sanat yönetmeni yapsalar öyle sanat vandalı bir yeri kimse adam edemez!

    Belediye başkanı kendince akıllı davranmaya çalışarak İstanbul’dan başka bir abimizi de

    sanat danışmanı olarak almış yanına. O abimiz de CHP Kültür Sanat Platform Üyesi. Kendisi

    değerli bir insandır. Buna diyeceğim bir şey yok. Ama İstanbul’da yaşayıp Sıraselviler Savoy

    Pastanesi’nde sabah kahvaltısını yapıp, öğlen çayını Mis sokakta Demir Kafe’de içip, akşam

    beş çayını da Cihangir’de yudumlayarak Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne sanat danışmanlığı

    yürütüyor. Oh ne ala.

    Şükran Güngör Tiyatro Salonu’nda oynamak isteyen tiyatro gruplarından fahiş kira

    bedelleri isteniyor. Yerel tiyatroların hiçbirine ücretsiz veya uygun bedellerle sahne imkânı

    tanınmıyor. Bildiğimiz kadarıyla bu desteği Aydın'da tiyatroculara kısmen de olsa Efeler

    Belediyesi veriyor. Ayrıca tiyatro ve sanat çalışmaları yürütenlerin afişlerine zabıta tarafından

    akıl almaz cezalar veriliyormuş. Eh, sanata düşmanlık böyle bir şey! Bunlardan her şey

    beklenir.

    Bunlar böyleyken insan, birileri siyaseten müdahale eder diye düşünüyor ama neredeee?

    Aydın CHP İl Örgütü,“N’oluyor arkadaş; tüm bu olanlar bizi siyaseten zor duruma

    düşürür” bile demiyor anlaşılan. Belki de rahatsızlıklarını belli edemiyor olabilirler!

    Tüm yaşananlara karşı Aydın Şehir Tiyatrosu’nun kurucusu Yalçın Dinçer’de sesini

    korkusuzca yükseltenlerden. Bu haksızlığı her yerde dile getiriyor. Her zaman arkasında

    durduğu ve başarılarından gurur duyduğu Serkan Fırtına ve arkadaşlarına yapılan bu akıl

    almaz şeyleri kabullenemiyor.

    Çerçioğlu, sanat üzerine zorbalığını sürdürüyor. En son skandal da film çekmek için orada

    bulunan İlyas Salman ve film ekibine yapılanlar, saygısızlıktan öte zorbalıklar. Konuyla ilgili

    haberleri okumak için internet adreslerine tıklamanız yeterli. Sanat adına peşkeş çekilen işler

    için nelerin göz ardı edildiğine dair birçok şeyden burada bahsetmeyeceğim bile. Gazetenin

    sayfası fazla ziyan olmasın. Zaten gazete yer yok.

    Aklıma 1400’lü yıllar geldi bunları yazarken.

    O zaman Aydın, vilayet; İzmir ve daha birçok ilimiz o zaman Aydın vilayetine bağlı beyliklerle yönetiliyor. Zorbalık diz boyu.

    Ayrıntısına girmeyeyim bu konuda, yeni bir oyun yazdım:

    Hakikat Erleri BÖRKLÜCE MUSTAFA.

    Katledilmelerinin üzerinden tam 600 yıl geçti. İşte bu Hakikat Erlerini yazdım.

    O dönem Aydın’da beylerin zorbalıklarına nasıl karşı çıktıklarını ve mücadelelerini

    anlatıyorum. O günden bugüne Aydın’da bir şey değişmemiş. Zorbalık bu kez bir belediye

    başkanına düşmüş. Zalimlerin rolünü o üstlenmiş. Lafı daha fazla uzatmayacağım.

    Bahsettiğim, bahsetmediğim birçok şeyi gerekirse belgeleriyle ortaya dökeriz.

    Son bir söz olsun, bu haberi hatırlıyor musunuz?

    “Yerel Yönetimler üzerinden FETÖ terör örgütüne finans sağlamaktan Mersin'de

    cezaevinde tutulan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun baş danışmanı

    Erkan Karaaslan’ın FETÖ’nün ‘Belediye İmamı’ olduğu ortaya çıktı.”

    Allah’ım sen nelere kadirsin!

    Lafı bağlayacağım dedim ama son bir not düşmek istiyorum:

    Ödenekli belediye tiyatrolarındaki Fetocular da sırasını beklesin, onlara da buradan kelamım olacak.

    http://tiyatrogazetesi.net/sayfa.asp?Sayfa=Detay&Oku=228#.WB-lo3pgicV.facebook