• “AKP oylarında ciddi erime var…”

    İktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, bu günkü yazısında yeni kurulacak partiyi değerlendirdi. AKP'nin oylarında ciddi bir erime olduğuna vurgu yapan Dilipak, partide bir çözülme yaşanırsa barajı aşamayacaklarını söyledi.

    20:02:55 | 2019-07-07

     

    http://yavuzlarmylife.com

     

    Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Yeni Parti" başlıklı bu günkü yazısında yeni parti konusunda AKP'ye uyarılarda bulundu.

    "AKP, yeni parti kurulmasını istemiyorsa, yeni partiye gideceklerin talep ve eleştirilerine cevap verecek bir yaklaşımı hayata geçirmesi gerekir" diyen Dilipak, "Tayyib Erdoğan bugün, dün kendi yaptığı işe benzer bir durumla imtihan oluyor. ‘Dün dündür, bugün bugün’ olmaz. Artık ikili koalisyonla yüzde 50 barajı aşılamaz. AK Parti’de bir çözülme yaşanırsa bugün MHP ile kurulan ittifakla da bu barajı aşamaz" vurgusu yaptı.

    Dilipak'ın “yeni Parti” başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:

    "...Tayyib Erdoğan bugün, dün kendi yaptığı işe benzer bir durumla imtihan oluyor. ‘Dün dündür, bugün bugün” olmaz. Artık 2’li koalisyonla % 50 barajı aşılamaz. AK Parti’de bir çözülme yaşanırsa bugün MHP ile kurulan ittifakla da bu barajı aşamaz.

    “Kimse gitmesin” demekle olmuyor bu iş. Şimdi Bakanlıkların yeniden teşkili sözkonusu. Bakanlıktan alacağın birini almak o kadar kolay değil. AK Parti oylarında bir erime var. Bu değişim geciktikçe de erime devam ediyor. Ama görevden alırsan, şu kadar kişiyle gitme ihtimali de var. Gidip karşınıza geçme ihtimali de var. Görevden aldınız, yerine kimi getireceksiniz. Bir makama bir düzine adam talip. Birini getireceksin, geri kalanı küsüp gidebilir. Kolay değil. Bütün bunlar bir birikim oluşturuyor. Siz güçlü iken kimse sesini çıkaramıyor. Hem makamından ya da beklentilerinden, imtiyazlı konumundan mahrum olmak istemiyor, hem de hesap sorulmasından korkuyor. Bünye zayıflamaya başladı mı, birileri gizlediği düşüncelerini dillendirmeye başlar. Bu işler her yerde ve her zaman böyledir. Sonra ayrışma, küsme ve kopuş.

    Geçen gün yazdım, siyaset “sorun çözme sanatı”dır aslında. Sonunda size oy versin vermesin, bütün bir toplumu, ülke halkını yönetme iddiasındasınız, herkesle, her görüşten insanla yüzleşmeniz gerekir. Komşularınız, diğer ülkelerle ilişkileriniz de böyle değil mi?!

    Dün Soylu parti lideri iken ne diyordu, bugün Soylu nerede? Numan Kurtulmuş, dün ne diyordu, bugün nerede!? MHP ile dün aranız nasıldı, bugün nasıl? F. Gülen’le dün kol kola idiniz bugün kanlı bıçaklı. Dün Ulusalcı - BÇG’liler ile kanlı bıçaklı idiniz, bugün durum ne?!

    Bakın insanlar da değişir. Yanlış yaparken doğruyu da bulabilir. Doğru iken sapıtabilir de!

    Adalet, ehliyet ve dürüstlük konusunda hemen herkesle ortak bir zeminde buluşmak mümkün.

    AK Parti, yeni bir parti kurulmasın istiyorsa, yeni partiye gidecek olanların talep ve eleştirilerine cevap verecek yeni bir anlayış ve yaklaşım için düğmeye basması gerek.

    Elbette herkesin her istediği olacak değil. Taleplerin ne olduğuna bakmak gerek. Dine, ahlaka, hukuka aykırı değilse müzakere edip ortak bir zeminde buluşulabilmeli. Değilse yine de ayrılık olabilir. Sonunda millet hakem olacaktır. Kadronuza, programınıza bakacak. Oy dağılımına bakacak. Sonucuna da katlanacak. Hayır ya da şer, her şey “Allah’ın iradesi” içindedir. Biz “Allah’ın rızası”na talib olalım. Beşeri-dünyevi olan her şey gelip geçicidir. Bu bir imtihandır. Birileri bu işlerle imtihan olacak. Birileri nasıl Cennete ya da Cehenneme gidecek, bu ilişkilerle şekillenecek.

    Kimse kendini merkeze almamalı. “Ben, benim ailem, benim dinim, benim mezhebim, benim tarikatım, benim partim, benim şeyhim”, bunlar “mikro faşizm”dir. Aslolan “Allah’ın dini”ne, Hak’ka dönmektir. Geri kalan istişare ve şûra ile hükmetmektir. Siyaset vekâlet müessesesidir. Topluma bir şey dayatmak, “İlahlık ve Rablik” taslamaktır. Bu anlamda ne devlet büyükleri ve ne de din büyükleri bizim İlahımız ve Rabbimiz değildir. Rabbimiz Allah’tır! Kadere, rızga ve ecele hükmeden O’dur! Kimse kimsenin “kader”i, “rızg”ı ve “ecel”i üzerinden tasarruf sahibi değildir..."